Donanim 24 HAZİRAN 2010 / 21:09

İstanbul Boğazı Mucizesi

Önyargıları yenmek için buna ihtiyaç var...

Önyargıları yenmek için buna ihtiyaç var...

Daniel Cohn-Bendit ismi, 68 kuşağı için önemlidir. Onlar, "Kızıl Dany" ya da Fransızcası ile, "Dany le Rouge" olarak hatırlar.

Başlık, Avrupa Parlamentosu "Yeşiller Grubu" başkanı Daniel Cohn-Bendit'in, 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde verdiği konferansın başlığı.

Daniel, konuşmasına şöyle başladı:

Ben 1945'te doğdum. Şayet erken konuşan bir bebek olup, anne ve babama, "Ren Rüyası"ndan bahsetse idim, "deli bu çocuk" derlerdi. Almanya ile Fransa sınırını belirleyen bu su yolunun sınır olmasının kaldırılması düşüncesi, 1945 sonrası Avrupası için düşünülebilir bir şey değildi. İkinci Dünya savaşı henüz bitmişti ve her iki taraftaki milletler, diğerlerinden nefret ediyordu.Şimdi, bu nehrin üzerinden, herhangi bir belge olmadan geçilebiliyor. Fransızlar, Münih'te bira içmek için günübirliğine yolculuk yapıyor. Almanlar da Paris bistrolarında, senenin "Beaujolais Village Nouveau" şişelerini tatmakta.

1975 yılında bir çocuğum olsa ve o da, benim yaptığım gibi erken konuşup, "Oder Rüyası"ndan bahsetse idi, benim de tepkilerim, anne ve babamın bana olan tepkileri gibi olurdu: "Deli bu çocuk!".

Şimdi, Polonyalılar, herhangi bir engel olmadan Berlin'e gidip, biralarını içebiliyor, Varşova meydanları da Almanlarla dolu.1975 yılında bu, hayal bile edilemiyecek bir rüya idi.

Bugün, Portekiz'den Polonya'ya, tek bir "pasaport polisi" görmeden geçmek mümkün.

Toplumlar, geçmiş konjonktürün kurallarını, zaman içinde ve tartışarak yumuşatıyor.

Avrupa ve Asya sınırını belirleyen İstanbul Boğazı, benzer bir su yolu. İslam ile Hıristiyanlığı ayıran bir su yolu.

2000 yılında, ben ve o zaman Almanya Dışişleri Bakanı olan sevgili arkadaşım Joschka Fischer, Türkiye'nin Avrupa Birliğine alınmasına karşı idik.

Ancak, 11 Eylül 2001 sonrasında, Avrupalı Hıristiyanların, AB'de yaşayan yirmi küsür milyon müslümana, "El Kaide" damgası vurduklarını gördük. Bu saçmalığa karşı mücadeleye başladık. Ancak biz yeterli olamıyoruz. Daha büyük bir güce gerek duyuyoruz. Avrupalı Hıristiyanların bu görüşünü yenebilmek için, çok daha büyük ve laik bir müslüman nüfusa ihtiyacımız var. Türkiye, Avrupa'yı, bu kültürlerarası çelişmeden kurtarabilecek tek güç. Türkiye, AB için vazgeçilemez bir duruma gelmiştir. Her iki taraftaki önyargılar, aynen "Ren" ve "Oder" rüyalarında olduğu gibi aşılacaktır. Zaman, toplumların ön yargılarını da ortadan kaldırır.

Ben, bu nedenle buradayım, "İstanbul Boğazı Mucizesi"nin olacağını biliyorum ve savunuyorum.

Avrupa Parlamentosuna, önce Almanya'dan, daha sonra Fransa'dan seçildim. Bir sonraki seçimlerde, Türkiye'den aday olmayı ümit ediyorum.