Donanim 09 NİSAN 2009 / 07:52

Her şey sizinle başlar

Dünya tarihi denilen şey her birimiz için doğumumuzdan beri gördüklerimiz, duyduklarımız değil mi?

Dünya tarihi denilen şey her birimiz için doğumumuzdan beri gördüklerimiz, duyduklarımız değil mi?

Tarihçiler ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar bizim için tarih sürekli doğumumuzdan sonraki olaylardan ibaret. Çünkü, "Gördüklerime inanırım" deyip sadece tanık olduğumuz şeyleri benimsiyoruz. Gerçek bu. Nereden mi aklıma geldi? Hiç aklımdan çıkmıyor ki!


İletişimin çeşitlenmesi reklâm bombardımanını da güçlendirdi malumunuz. Her koldan kuşatma, saldırı altındayız. Kaçış kurtuluş yok. Peki, öyle olsun. İtiraz etmiyorum. Serbest piyasa, derdest pazar koşullarında katlanacağız mecburen tüketim toplumu olarak. Benim derdim reklam cingılları ile. Sanırım cingıl bestecileri uzun süredir grevde. O yüzden arşivden bir parça seçilip, üzerine hemen bir söz attırılıyor, işte size cingıl, reklamcılık, yaratıcılık. Birkaç tane olsa, olur o kadar deyip geçeceğiz, ama neredeyse bir virüs gibi iki reklamda bir karşımıza çıkıp, kulak tırmalıyorlar. Üstelik şarkıların bir çoğu aranjman döneminden. Yani orijinal beste üzerine suyunun suyu sözler yazılmış. Bakın buradan nereye geleceğim.


Diğer yandan belki de bu o kadar kötü bir şey değil. Her gün birkaç şarkı hatırlıyor, "Hey gidi günler!" nidalarıyla geçmişi yad ediyoruz. Veya bir filmde şarkısı kullanılıyor ve Ayla Dikmen diye bir sanatçı olduğu hatırlanıyor. Yeniyetme gruplarımız ustalarının parçalarını, iyi veya kötü, tekrar yorumluyorlar, ‘cover'lıyorlar. İyi de bunları ben biliyorum. Peki yeni doğan oğlum Pars için bunlar ne ifade edecek?


Her şeye sıfırdan başladığı için bir şarkıyı çok beğendiğinde önce reklâm müziğini besteleyen ve sözlerini yazanı takdir edecek. Sonrasında şarkının ‘cover'ını dinleyip ‘Aslında şarkı bu grubunmuş, helal olsun" diyecek. Ardından parçanın 70'li yıllarda popüler olduğunu öğrenip ‘aranjman' söyleyen sanatçıya hürmet edecek. Günün birinde parçanın 60'lı yıllarda çıkmış İngilizce versiyonuna rastlayacak, sonra orijinalinin Fransızca olduğunu öğrenecek. Tam da "Bu sefer oldu, bravo bu adama ne güzel şarkı yapmış" dediği anda aslında melodinin bir halk şarkısına, sözlerin de eski bir şiirden alındığı gerçeğiyle karşılaşacak.


Tabii eğer gözünü ve kulağını açar, inceler, araştırırsa... Yoksa bu şarkı onun için radyolarda, televizyonlarda dakika başı çınlayan bir gürültüden ibaret olacak.