Donanim 03 HAZİRAN 2010 / 04:42

Hangi teşvik, nasıl proje?

Teşvik edilmek her zaman hoşuma gider.

Teşvik edilmek her zaman hoşuma gider.

Teşvik edilmek her zaman hoşuma gider. Çözülemez gibi görünen sorunların arifesınde alınan moral desteği, aslında tepenin o kadarda yüksek olmadığını gösterir bize.

Ekonomide ise teşvik ayrı bir jargondur. Sektörlere, bölgelere ve firma büyüklüklerine göre farklı kriterler, ayrımlar ve prosedürler bulunuyor. Hatta çoğu zaman müşterilerimiz teşvik prosedürlerinden o kadar bıkmış oluyorlar ki biz Ar-Ge teşviklerinden bahsettiğimizde bize çoğunlukla inanamaz gözlerle bakıyorlar.

Size bir iyi, bir de kötü haberim var.

İyi haber; Ar-Ge teşvikleri var, işe yarıyor ve çoğu müşterilerimiz bu teşviklerden ciddi miktarlarda yararlandı.

Kötü haber ise, bu teşviklerden yararlanmak neredeyse Ar-Ge'nin kendisi kadar meşakkatli bir iş. Ama ben size bunun kolay olacağını söylememiştim. "Acı yoksa kazançta yoktur" demişler.

Proje geliştiren şirketlere verilen teşvikleri ulusal-uluslararası ve yerel-global olarak sınıflandırmak mümkün. Ülkemizde yerleşik ve Ar-Ge çalışmaları yapan şirketlerin başlıca faydalanabilecekleri fon kaynakları; TÜBİTAK-TEYDEB (1501, 1507 vb programlar), TTGV (Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı), Teknokentler, Sanayi Bakanlığı (San-Tez, Ar-Ge merkezi gibi), AB fonları (7.çerçeve, Eurostars vb.) ve Euraka gibi özel destek programları şeklinde sıralanabilir.

Bu kurumlarla birlikte Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, İş Girişim, KOBİ AŞ, Teknoloji Yatırım gibi teşvik vermeyen, ancak Ar-Ge odaklı projeleri destekleyen kurumlar da mevcut.

Bu kurumları sıralarken bazı kamu ve özel sektör fonlarından bahsetmemeyi bu kurumlarda yaşanan sıkıntılardan dolayı özellikle tercih ettim. Benim amaçlarımdan biri de projelerinizin doğru kaynaktan en kısa zamanda fonlaşabilmesini sağlayabilmek olduğu için fayda maliyet analizi yüksek oranda pozitif çıkan kurumlara öncelik vermeyi tercih ediyorum.

Yukarıda ismi geçen bütün kurumların beklentisi, tekniğin bilinen durumunun ötesine geçebilen, ticari Ar-Ge projelerinin desteklenmesi paydasında birleştirilebilir. Her kurum kendi içinde farklı prosedürlere ve yaklaşımlara sahip olsa da TÜBİTAK-TEYDEB desteklerini referans alarak projenizin ne tür özelliklere sahip olması gerektiğini genelleyebiliriz.

İlk ve en önemli madde, her türlü desteğin temelini oluşturan yeniliktir. Yenilik, Ar-Ge projelerinin en belirgin özelliği olan "mevcut teknolojiye yapılacak katkıların yogunlugu" olarak ifade edilebilir. Bu noktada yenilikçilik kavramı tasarım iyileştirmeleri, versiyon güncellemeleri, modifikasyonlar ve iş süreçlerine bağlı olmaktan ayrılıp, fonksiyonel şekilde teknik ilerleme olarak değerlendirilmelidir. Projenin özünü oluşturan yeniliğin literatür araştırmaları, akedemik yayınlar ve patentler gibi referans noktalarıyla karşılaştırmalı olarak verilmesi, yeniliğin boyutunun daha net anlaşılmasını sağlar. Ayrıca yeni olduğu iddia edilen ürünün, teknolojinin karşılaştırmalı nümerik sonuçlara dayandırılarak açıklanması projenin sunumunu ve doğal olarak kabul edilme şansını kuvvetlendirecektir.

Altyapı yeterliliği olası bir fon başvurusunda ikinci önemli konu olarak göze çarpıyor. Destek başvurusunda bulunan şirketlerden proje konusunda tam ve güçlü bir alt yapı beklenmektedir. Bu noktada altyapı denince donanım, makine parkı, test cihazları ve yazılımlar gibi somut etkenler ve insan kaynağı, bilgi birikimi gibi kavramlar anlaşılmalıdır. Elbette gerekli donanımsal ve insan kaynağı alt yapısının, iyi savunulduğu durumlarda yüzde 30-40 kadarını proje kapsamında edinmek mümkün oluyor.

Son olarak teşvik veren kurumlar projenin toplumsal ve ticari faydalarını mercek altına alırlar. Herhangi bir kamu fonuna başvuruda bulunulunduğunda, proje neticesinde elde edilecek sonuçtan üretilecek faydanın kamusal değerinin (istihdam artışı, ithal ikamesi, patent üretimi vb ) altını çizmekte büyük yarar var. Bu noktada beklenti kamu tarafından sağlanan destekten şirketin faydalanmasının yanı sıra, ülke ekonomisinin katma değer yaratma gücünün artmasının da sağlanabilmesidir. Alınan desteğin bundan sonraki diğer projeler için bir temel hazırlandığının ispat edilmesi projenin başarısı açısından önemli bir faktördür.

Yukarıda ele alınan üç ana konu teşvik ve fon alabilmek için proje özelinde önemli olmakla birlikte, bu süreçte etken olan somut ve soyut birçok parametre bulunuyor. Projenin öncelikli alanlarda bulunması, geçmiş deneyimler, teknik verilerin derinliği, formatı ve hatta değerlendirici hakemlerin ruhsal durumları gibi birçok etken projenin kabul şansını belirliyor.

Ancak her durumda bu üç noktayı büyük oranda sağlayabileceğinizi düşünüyorsanız sizin için yolun yarısı aşılmış demektir. Şimdi yapmanız gereken artan rekabet içerisinde projenizi farklılaştırıp, öne çıkartılacak noktaları belirlemek ve güzel bir ambalajla bunu sunmak olmalı.