Donanim 28 EYLÜL 2009 / 11:06

Gelin bakalım

Hangi yöne akacağını bilmeden başlıyorum yazmaya. Su yönünü bulur nasıl olsa…

Hangi yöne akacağını bilmeden başlıyorum yazmaya. Su yönünü bulur nasıl olsa…

Aslında size yeni cicili bicili ürünlerden bahsetmeyi isterim. Pırıl pırıl cep telefonları, piano black finişli dizüstü bilgisayarlar, internete de bağlanabilen televizyonlar, 7.1 ev sinema sistemleri, daha siz yazmadan nereye gideceğinizi anlayan navigasyon sistemleri, mp3 çalmak ne kelime, eve döndüğünüzde en sevdiğiniz kokteyli hazır eden buzdolapları…Ya da ürünlerden değil de çevreden de bahsedebilirim. Global ısınmadan, Antarktika ve Grönland’ın eriyen buzullarından, kapıda bizi bekleyen yağmur fırtınalarından, çevreye duyarlı teknolojilerden, alternatif enerji sistemlerinden de konuşabilirim…Yok en iyisi size hizmetlerden söz etmek galiba… Operatörlerin sunduğu birbirinden leziz, birbirinden cazibeli hizmetlerden. Haberler cebinizde servislerinden (Metin arası reklam: Biz de başlıyoruz çok yakında), konuşmadan ödediğiniz tarifelerden, ön ödemeli, ön ödemesiz, yan ödemeli, sokakta başka, evde başka fiyatlandırmalardan, HD yayınlardan filan da bir şeyler anlatabilirim.Durun, durun. Ekonomiden bahsedeyim size bu hafta. Teknolojinin ekonomisinden. Oracle’ın Sun’ı neden aldığından, Intel’in Apple’a nasıl yanaştığından, Microsoft’un Xbox’ı neden Türkiye’ye getirmediğinden, Türkiye’de uygulanan vergiler yüzünden nasıl da teknolojiyi pahalıya aldığımızdan, distribütörlerin ödeme zorluğundaki bayilerle ilgili nasıl çözümler geliştirdiğinden bahsetsem konu açılmışken hiç de kötü olmaz…Ama bunlar haftaya da olur değil mi? Ondan sonraki hafta, daha sonraki hafta, herhangi bir hafta…Olmaz mı? Olur…Öyleyse…Bu hafta…Haydi hep beraber sevgili okurlar…Bırakın kendinizi…Rahvan gitsin…