Donanim 24 KASIM 2008 / 09:31

Geleceği değiştirme gücümüz var mı?

Gelecek, -adı üstünde-geleceğini beklediğimiz şey.

Gelecek, -adı üstünde-geleceğini beklediğimiz şey.

Gelecek deyince hepimiz olumlu, iyi, güzel bir şeylerin olacağını hayal ederiz; gelecek daha güzel olacak, gelecekte daha mutlu ve refah içinde yaşayacağız deriz. Ama gelecek bilimciler ve fütüristler geleceğin hiç de bizim beklentimiz gibi olmayacağını uzun süredir adeta haykırıyorlar. Biz insanoğlu ne yapıyoruz; halen daha bizi çok iyi bir geleceğin beklediğini düşünerek avunuyoruz.


 


Şimdi nereden çıktı bu ‘gelecek’ diyebilirsiniz. Gerçekten de her şey üst üste geldi. ABD geçtiğimiz günlerde tüyleri ürperten bir bir araştırma yayınlamış. Araştırma, 2025 yılını adresliyor. Bunu okuduğum günün akşamı televizyonda All Gore’un küresel ısınmayı konu alan belgeseli yayımlandı. Anlatılanları, rakamları ve geleceğin nasıl yakıcı ve kavurucu bir hortum gibi geldiğini orada soluksuz izledim. Bitmedi; Fütüristler Zirvesi’nde gelecekle ilgili bir dolu konuşma dinleyince bu konuda yazmak kaçınılmaz oldu.


 


ABD’nin ‘Küresel Eğilimler: 2025’ başlıklı raporunda gelecek 20 yılda tehlikelerin çoğalacağı, gıda ve su kaynaklarının azalacağı buna karşılık silahların artacağı öngörüsü yer alıyor. Küesel ısınmanın daha çok hissedileceği; petrole dayalı enerji sisteminden giderek uzaklaşılıp güneş ve rüzgar enerjilerinin öne çıkacağına değiniliyor. Raporda ayıca stratejik güç mücadelesinin ticaret, yatırım ve teknolojik yenilikler alanına kayacağı; 19. yüzyıldaki gibi silahlanma yarışının toprak genişletmenin ve askeri karşıtlıkların da olacağı tahimininde bulunuluyor. Ben  bu rapordan şunu anladım: 2025 yılında daha çok daha zor koşullarda bir yaşam bizi bekliyor.


 


Jacques Fresco, 1916 doğumlu ve yaşayan en önemli fütürist. M-Gen’in düzenlediği Fütüristler Zirvesi’ne katılan Fresco, gelecek için çok somut ve önemli projeler modellemiş, geliştirmiş. Fresco’nun örnek gelecek modellerini önümüzdeki hafta sizlere aktaracağım. Fresco bugünkü küresel krizi bilindik nedenlere bağlamıyor. ‘Krizin nedeni politik ya da ekonomik değil tamamen teknik ve yanlış sosyal örgütlenme biçimlerinden kaynaklanıyor’ diyen Fresco şöyle devam ediyor: ‘Dünyayı ve kendimizi daha akıllı yönetmeyi beceremezsek daha iyiye değil daha kötüye gideriz. Dünyada aslında kesin sınırlar yok; kaynakları ortak kullanıyoruz. Bu nedenle herkesin, her ulusun geleceğini iyi planlaması gerekiyor’ diyor.


 


Acaba bugün kaçımız geleceğimizi akıllı yönetebiliyoruz? Aslında galiba çoğumuz geleceği bizler için başkalarının planlamasını bekliyoruz. Çünkü yaşadığımız hayattan, yaşam standartlarımızdan vazgeçemiyoruz. Biraz cesaret…