Donanim 08 OCAK 2009 / 12:39

Durun, henüz hapı yutmadık!

Dijital dönüşümün hızlanması gelecekte yeni bir ekonomik krizi tetikleyebilir mi?

Dijital dönüşümün hızlanması gelecekte yeni bir ekonomik krizi tetikleyebilir mi?




Finans dünyasında yaşananlar dünyanın şimdiye kadar gördüğü en büyük küresel ekonomik krizi tetikledi. Kriz ortamı sadece finans şirketlerini değil birçok sektörü derinden etkiledi. Peki, dijital dönüşüm sonucunda  hangi iş kolları etkilenecek? Dünya nüfusuna paralel olarak işsizlik de artıyor.  Artık kullanımına ihtiyaç kalmayan/kalmayacak fiziksel ürünleri üreten iş kolları yavaş yavaş daralıyor.


Örneğin; CD satışları, online müzik satışının yaygınlaşması sonucunda geçen yıla oranla yüzde 20 azalmış. Yani ne olmuş? CD’nin içindeki şarkılar satılmış, ama plastik kapak, plastik disk, kağıt buklet satılmamış. Dolayısıyla bu CD'lerin saklandığı raflara da gerek kalmayacak. Bundan sonra da bu plastikleri şekillendirecek üretim tesisleri, kağıdı kesip üzerine baskı yapacak basımevleri, CD’leri paketleyecek ve nakledecek şirketler daha az iş yapacak.Tüm bu şirketlerin bazılarının ileride hiç iş yapamama ihtimalleri de var. Bu siparişlerin yerine neler konacak? Ne gibi ihtiyaçlar belirecek? 


Örnekleri çoğaltabiliriz. Blu-ray çıktı diyoruz ama IPTV yolda. Artık yazılımları paket ile almıyor, doğrudan internetten indiriyoruz. CD yazmayı bıraktık, harici sabit disk ve USB bellek ile işimizi görüyoruz. Evet, tüm bunlar günlük hayatta pratiklik anlamına gelebilir ve çevreyi korumamızı destekleyen adımlar olabilir. Öte yandan gelişme, büyüme için sürekli telaffuz ettiğimiz üretim ve istihdam ne olacak?


Belki şimdilik bu gelişmelerde tehlike çanlarını duymuyoruz, ama 2000 yılından beri bu konularda muazzam yol alındığı ortada. Birkaç yıla kalmaz bu dönüşümün yukarıdaki etkilerini hissederiz diye düşünüyorum. Şimdi diyeceksiniz ki: “Olur mu öyle şey! Dünya devi şirketler böyle bir gelişmeyi öngörüp, önlemlerini almışlardır!” Hani mali krizin ilk işaretlerinde bütçelerini kısan, işten çıkarmalara başlayan, kâr beklentileri bir anda yerlere çakılan devlerden bahsediyoruz değil mi? Üstelik olan onlara olmayacak ki…


Bu konu aklıma çok sevdiğim bir fıkrayı getirdi. Anlatmadan bırakmam: İki gezgin Afrika’yı keşfe çıkarlar. Bir süre yolculuk ettikten sonra mola verirler. Bir kayanın dibinde uyuyakalırlar. Çevreden gelen seslere uyandıklarında etraflarının yerlilerle sarılı olduğunu görürler. Biri “Şimdi hapı yuttuk!” der. Tam bu esnada gökyüzünde bir ses çınlar: “Durun, henüz hapı yutmadınız!”. İki gezgin önce şaşırırlarsa da, bir yandan da içlerini bir umut kaplar. Esrarengiz ses devam eder: “En yakınınızdaki yerlinin mızrağını alın, ortada duran ve tüylerle süslü giysisi olan şefin kalbine saplayın!” Başka çareleri olmadığını düşünen gezginler denileni yaparlar. Gezginlerden biri en yakındaki yerlinin mızrağını hızla kapıp, yerlilerin şaşkın bakışları önünde şefin kalbine saplar. Saniyenin onda biri kadar süren bir sessizlikten sonra esrarengiz ses tekrar konuşur: “İşte, şimdi hapı yuttunuz!”