Donanim 11 EYLÜL 2008 / 07:34

Deneylere doğru

Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu’nun (CERN) gerçekleştirdiği bilimsel deney aynı zamanda toplumsal bir deneye dönüştü.

Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu’nun (CERN) gerçekleştirdiği bilimsel deney aynı zamanda toplumsal bir deneye dönüştü.

Medyanın tanımlamasıyla “Büyük Deney” 10 Eylül günü başladı. O güne gelinceye kadar yoğun bir haber bombardımanına tutulduk. Bu haberlerin bir kısmı bizi deneyin içeriği, deneyde kullanılan dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı", Büyük Patlama hakkında bilgilendirdi. Deneyin ‘bilim’ adına ne kadar önemli olduğunu kavrayabildik. Öte yandan deneyin sonucunda oluşabilecek ‘kıyamet’ senaryolarından da mahrum kalmadık. Deneyden sonra büyük bir kara delik oluşacağı ve dünyanın sonunun geleceğini savunanlar ortaya çıktı. İnternet üzerinde ‘Kıyamet yaklaşıyor’ başlıklı kamuoyunu bilinçlendirici (!?) e-postalar dolaşmaya, Facebook grupları açılmaya başlandı. Medyanın bir bölümü de bu fırsatı kaçırmadı ve yangına körükle gitti. Proton, BÜYÜK HADRON ÇARPIŞTIRICI (özellikle büyük yazdım, hak etmiyor mu?), ışık hızı, 13,7 milyar yıl, mikrosaniye, süper iletken mıknatıslar gibi sözcükler bazı haberlerde öcü görevini üstlendi. Deneyin yapılacağı bölgedeki İsviçrelilerin dağlara kaçtığı haberleri yayınlandı. Bu iddialara karşılık deneyde görevli uzmanlar Doğa’nın bugüne dek bu deneyi yaklaşık 100 bin kez yaptığını açıkladılar ve bunun en canlı kanıtı olarak da gezegenimizin hâlâ ayakta olmasını gösterdiler.


Sonuçta deney 10 Eylül’de başladı. Tam da o gün, tarihte ilk kez (!?) dünyanın farklı yerlerinde büyük çaplı depremler meydana geldi. Bu depremler ile deney arasında bağlantılar kurulmaya çalışıldıysa da koparılan yaygaralar büyük ölçüde geride kaldı diyebiliriz. Öte yandan insanlar deneyi yeni yeni merak etmeye ve sorular sormaya başladı: “Hmmm, peki Büyük Patlama’dan önce evren yok muydu!”, “Zaman nasıl durur ki?”, “Kara Delik dünyayı nasıl yutabilir?”. Kuantum fiziği ve görecelik teorisine vakıf olanlar bu sorulara dilleri döndüğünce cevaplar vermeye, karşısındakini aydınlatmaya çalışıyor.


Bu durum bana filmlerinde bulabildikleri her şeyle dalga geçen ZAZ ekibinin Uçak serisindeki bir espriyi hatırlattı. Kahramanımız kendisine heyecanla bir şey anlatmaya çalışan birine “Sakin ol, her şeyi baştan anlat” diyor, karşısındaki de “Önce bir toz bulutu vardı, sonra bir patlama oldu, dünya oluştu, dinozorlar ortaya çıktı, öldüler, petrol haline geldiler, Araplar bu petrolü sattılar ve zengin oldular.” Sonunda biz de bu diyalogun benzerlerine tanık olmaya başladık. Büyük Deney’in bilimsel sonuçları ne olur bilemem. Bildiğim 21. Yüzyıl insanını evren hakkında düşünmeye ve sorular sormaya yönlendirmekte başarılı olduğudur. Yeni deneyleri ısrarla ve merakla bekliyoruz.