Donanim 14 ARALIK 2010 / 08:52

CR-48 ile Google neyi hedefliyor?

Kişisel bilgi işlem büyük bir dönemecin eşiğinde olabilir mi?

Kişisel bilgi işlem büyük bir dönemecin eşiğinde olabilir mi?

Google, geçtiğimiz günlerde CR-48 adını verdiği ve Chrome işletim sistemini kullanan ilk netbook sınıfı ürününü beta testleri için seçilmiş bir gruba göndermeye başladı. Şu anda internet, bu bilgisayarı diğer netbook sınıfı cihazlarla karşılaştıran incelemelerle dolu.

CR-48'in netbook sınıfının karakterini yansıtan donanımını bir kenara koyarsanız, en ilginç tarafını üzerindeki işletim sistemi oluşturuyor. Chrome OS adı verilen bu işletim sistemi, temel olarak arayüzü oluşturan bir tarayıcıdan ibaret. Bilgisayarınızı açtığınızda Google Chrome tarayıcısı sizi karşılıyor ve işlemlerinizi bu tarayıcının size sunduğu arayüz üzerinden gerçekleştiriyorsunuz.

İnternet sayfaları üzerinde gezinecekseniz tarayıcıyı kullanıyorsunuz. İşletim sistemi tarayıcı tabanlı olduğu için, sunduğu uygulamalar da haliyle internet tabanlı. Yazı mı yazacaksınız? Google Docs'a bağlanıp işinizi görüyorsunuz. Sunum mu hazırlamanız gerekiyor? Benzer şekilde.

Kısacası bahsedilen şey bir bilgisayara değil de, daha çok bulut üzerindeki uygulamalardan güç alan bir terminal erişim cihazına benziyor.

Bu yapı, doğal olarak cihazın sürekli bağlı olmasını gerektiriyor. Bu bağlılığı sağlamak için Chrome OS sahibi cihazların üzerinde 3G benzeri mobil iletişim olanakları dahil olmak üzere her türlü kablosuz iletişimin standart olarak bulunması zorunluluğu var. 2011 yılının ortalarına doğru piyasaya çıkacak olan Chrome OS işletim sistemine sahip netbook bilgisayarların tamamında mobil bağlantı opsiyonel değil, doğuştan mevcut olacak.

Bu durum iki şeyi gündeme getiriyor. Birincisi, sürekli bağlantı ihtiyacı. Bu bazı durumlarda bir dezavantaja da dönüşebilir. Örneğin bir New York'ta veya İstanbul'da 3G bağlantı parası ödüyorsanız aygıtı gittiğiniz her yerde tıkır tıkır kullanabilirsiniz. Ama kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde kafa dinlerken arada ilham geldi diye ayaklanırsanız, çalışma koşullarınızın muhtemelen bir dizüstü bilgisayar veya standart netbook'un size sağlayabileceği olanaklar kadar zengin olmayacak.

Diğer yandan bu şekilde çalışmanın çok önemli bir potansiyeli var. Düşünün, elinizde bulut sisteminden güç alan ve bu işlem için optimize edilmiş bir terminal varsa, bu durumda uygulama performansınızı elinizde tuttuğunuz değil, bağlı olduğunuz sistem belirler.

Örneğin inanılmaz karmaşık bir hesabı veya bir video boyutlandırma işlemini bilgisayarınıza verip saatler sonra gelecek sonucu beklemektense, bu işi bulut içinde yer alan ve bu iş için özelleşmiş bir servise yükleyerek saniyeler içinde sonucu ekranda görebilirsiniz. Veya tıpkı geçtiğimiz ay piyasaya çıkan OnLive oyun konsolunun yaptığı gibi, bilgisayarınızın çalıştıramayacağı kadar yüksek sistem özelliklerine ihtiyaç duyan bir oyunun uzaktaki bir süper bilgisayar ağında çalıştırılarak sadece görüntülerin size ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Şimdilik mevcut bant genişliği ve bağlantı fiyatları bazı uygulamalar için pek pratik olmayabilir, ama bu durum hızla değişecek. Ağ altyapısı üreticilerinin "Ağ üzerinde taşıyabileceğimiz veri miktarı ışık hızı tarafından sınırlanmaya başladı, üst limite dokunmak üzereyiz" diye feryat ettiği bir zamanda olduğumuzu hatırlayalım.

Böyle bir ortamda çalışırken bilgisayarınızın donanım özelliklerinin, işlemcisinin, ekran kartının hiçbir hükmü kalmayacak. Bir şekilde internete bağlı kalabildiğiniz sürece yapabileceklerinizin sınırını sadece satın aldığınız hizmetler ve sahip olduğunuz bant genişliği belirleyecek. Hiçbir zaman terfi ettirmek zorunda kalmayacağınız bir bilgisayardan bahsediyorum. Siz servisi alın, parasını ödeyin, bırakın sistem gereksinimini başkaları düşünsün.

Ben, Google'ın bu ürünü ortaya koyarken aklındaki esas vizyonun tam olarak bu olduğuna inanıyorum.

Bunun nereye kadar gideceğini ve önümüzde nasıl kapılar açacağını da şimdiden merak ediyorum.

Google'ın bu vizyonunda başarılı olması halinde, şu an hakkımızda toplayamadığı belki de tek veri grubu olan lokal uygulama verilerine de sahip olacağını da tabii unutmamak lazım.

Sonuçta Google'ın bedava da olsa önümüze koyduğu hiçbir şey bizim kara kaşımız, kara gözümüz için değil.