Donanim 03 EKİM 2008 / 14:36

Çağdaş sanatın merceğinde teknolojiyle dönüşen beden

Çağdaş sanatlar bir yandan kendini ifade etmek için teknolojiyi kullanırken, bir yandan da teknolojinin günlük hayatımızdaki yerini, hayatlarımızdaki dönüştürücü gücünü sorgulamaktan da kaçınmıyor.

Çağdaş sanatlar bir yandan kendini ifade etmek için teknolojiyi kullanırken, bir yandan da teknolojinin günlük hayatımızdaki yerini, hayatlarımızdaki dönüştürücü gücünü sorgulamaktan da kaçınmıyor.


Günümüzün çağdaş sanatlarında teknoloji de yoğun bir şekilde kullanılıyor. Bunun en önemli  örneklerini düzenlenen Bienal’lerde görüyoruz. Bienallerde gerçekleştirilen performanslarda teknolojik cihazlar bir ifade aracı ve de bir performans aracı olarak kullanılıyor. Ama çağdaş sanatlar bir yandan kendini ifade etmek için teknolojiyi kullanırken, bir yandan da teknolojinin günlük hayatımızdaki yerini, hayatlarımızdaki dönüştürücü gücünü sorgulamaktan da kaçınmıyor. İşte bu çağdaş sanat etkinliklerinden biri de “boDig 08” idi.


 


boDig’in açılımı Beden Odaklı İfadeler Girişimi Çağdaş Sanatlar Derneği. Bu oluşum etrafında çeşitli sanat etkinlikleri gerçekleştiriliyor. BoDig, beden ve teknolojilerinin arasındaki ilişkiye odaklanan ve bu ilişkiyi sorunsallaştırarak teknolojik araçlar ve post-sayısal çağda bu araçların kullanımı üzerine sanatıyla bir sorgulama ortamı yaratmayı hedefleyen bir oluşum. BoDig Eylül ayı içinde “Ara-yüz(süz) başlığı altında bir dizi etkinlik gerçekleştirdi.


 


Sahne sanatlarını yeni medya teknolojileriyle birleştiren etkinlikler


Teknoloji ile dönüşen beden. Teknoloji ile zaman zaman çelişkiye düşen beden. Kimliğini ve varoluşunu teknolojiyle çeşitlendiren beden. Yeni teknolojiler  bedenleri dönüştürmekle kalmıyor, bedeni algılama biçimlerimizi de şekillendiriyor ve çeşitlendiriyor. Etkinliğin ana çıkış noktası da işte teknolojiyle değişen bu algılama biçimleri olmuş.  Dokuz ülkeden 40 sanatçı, Türkiye’nin sahne sanatları alanındaki profesyonelleri, genç sanatçıları ve öğrencileriyle üretecek ve çalışmalarını ‘boDig ‘08’ çatısı altında izleyiciyle buluşturdu. “Bedenler ve Teknolojiler” teması etrafında, sahne sanatlarını yeni medya teknolojileriyle birleştiren bir dizi etkinlik yapıldı. “ara-yüz(süz)” etkinlikleri, beden ve teknolojiler arasındaki ilişkiye odaklanarak, teknolojik araçlar ve sayısal sonrası çağda bu araçların kullanımı üzerine bir tartışma ortamı hazırlamayı hedefledi. Türkiye, Fransa, İtalya, Hollanda, İspanya, Portekiz, Hırvatistan, Norveç ve Avusturya’dan sanatçılar etkinlikte performanslarını sergilediler. Sahne sanatları öğrencileri enstalasyon, performans, hareket, söz, video, ses ve sayısal veri yönetimi araştırmalarını birleştiren disiplinlerarası bir çalışma yürüttü. Portekiz’den Rudolfo Quintas, etkinlikte izleyicileri çakmak ve kibritleri ile birlikte Burning the Sound adlı interaktif ses performansına davet etti. Sanatçı ilkel ayinlerdeki beden hareketini bilgisayar destekli ses performansına dönüştürdü. Diğer bir ses performansı da Avusturya’dan gelen Reni ve Jogi Hoffmueller çiftine aitti. Sanatçıların, Singer dikiş makinelerini kullanarak bir performans sergilediler. Türkiye’den de, sanatçı ve ses tasarımcısı Tolga Tüzün, bilgisayar ortamında canlı olarak yaptığı performansıyla bir ses mekânı oluşturmaya girişti.  


 


“Bedeni bir ara-yüz olarak algılıyoruz”


Etkinlik koordinatörü Aylin Kalem, etkinliğin arka planını şöyle anlattı: “boDig 08, üç yıldır süren Absent Interfaces Lab adlı uluslararası projenin İstanbul ayağı . Bu kapsamda Absent Interfaces’ı Türkçe’ye ara-yüz(süz) olarak çevirdik. Bundaki amaç, ara-yüz’ün olmadığı işler üzerine çalıştığımızı iddia etmek değil. Biz, bedeni de bir ara-yüz olarak algılıyoruz. Dolayısıyla, bu etkinlikler bedene sadece teknolojiyle fiziksel bir bağ oluşturduğu noktada değil, günümüz teknolojilerinin iletişim, tıp, genetik tasarımı, kamusal alan gibi alanlardaki teknolojilerin, bedensel algımızı ne denli dönüştürdüğüne dair farkındalık getirdiği noktada öneriler getiriyor.”


 


Üretim yöntemlerine eleştirel yaklaşmak


Absent Interfaces Lab Projesi’nin temelleri Zagreb’de 2005’te düzenlenen uluslararası bir dans ve teknoloji atölyesine dayanıyor. Daha sonra TanzQuartier Viyana’da pilot bir fikir üretim laboratuarı; Istanbul’da 2006’da Techne 06 Festivali kapsamında gerçekleştirilen bir toplantı ve Barcelona’da Beden ve Teknolojiler Laboratuarı ile gelişmiş. Girona’da L’Animal a l’esquena’da 2007’te Absent Interfaces Lab çalışma grubunun biraraya gelerek yaptığı toplantıdan sonra da ivme kazanmış Absent Interfaces Lab iki ilke doğrultusunda yeni sanatsal yaratımı harekete geçirmeyi amaçlayan bir proje olarak tanımlanmış. Bunlar canlı performans ve yeni medya teknolojileri arasındaki ilişkileri araştırmak ve üretim yöntemlerine eleştirel yaklaşmak.