Donanim 07 OCAK 2009 / 13:53

Bilgi toplumu yolunda yürüyebiliyor muyuz?

Yolu sadece döşemek yetmiyor, o yolda yürümesini de öğretmek gerek...

Yolu sadece döşemek yetmiyor, o yolda yürümesini de öğretmek gerek...

Bilgi toplumuna dönüşümün yolu bilgiye her yerden, hızlı erişimden geçer. Türkiye, bu konuda birçok adımı geç atmış olsa da son dönemlerdeki teknoloji yatırımları atağı ile epey bir yol aldı. Ev, okul, işyerlerindeki bilgisayar sayısı ve buna paralel olarak da internet kullanıcılarının sayısı hızlı bir biçimde arttı. Bugün artık, hızlar düşük olsa da hemen hemen her yerde internet var. Bilgi toplumuna dönüşüm yolunun önemli bir kısmı döşenmiş durumda diyebiliriz. Gelelim madalyonun diğer yüzüne. Bir yandan bilgi toplumuna dönüşürken, nasıl oluyor da diğer yandan daha “cahil” bir topluma dönüşüyoruz. Elimizin altında internet varken, küçük bir araştırma yapmaktan aciz oluyoruz. Belki şu örnek, durumun daha net anlaşılmasını sağlayabilir. BTnet.com.tr geçtiğimiz günlerde internet üzerinde küçük çaplı bir yarışma düzenledi. Sorulardan bir tanesi de, “Bilgisayar” kelimesinin isim babasının kim olduğu ile ilgiliydi. Yanıtlar ise “Aydın Köksal”, “Cemal Reşit Rey”, “Yıldırım Akbulut” ve “Paul McCartney”den oluşuyordu. Soru çok basit gibi görünüyor değil mi? Yanıtı bilemezseniz bile diğer şıklardan yola çıkarak bilinebilir nitelikte. Ama bu soruya büyük bir çoğunluk yanlış yanıt verdi. Demek ki diğer isimleri de tanımıyorlarmış diye düşündüm. “Doğru yanıtı veremiyorsun (olabilir), diğer şıklardakileri tanımıyorsun (hadi o da olsun), peki bir arama motoruna girip, bir dakika bile sürmeyecek bir araştırmayı da mı yapamıyorsun kardeşim” demek geliyor içimden. Günlük yaşantımızda bu tür örneklere sık sık rastlıyoruzdur. Bilgi toplumuna giden yolu sadece döşemek yetmiyor, o yolda yürümesinin öğretilmesi konusunda da çaba sarfetmek gerekiyormuş.