Donanim 25 ARALIK 2008 / 08:47

Ben, bizzat, kendim

İnternetin değişen çehresi kullanıcıları kimliklerini saklamaya değil, aksine afişe etmeye yöneltiyor.

İnternetin değişen çehresi kullanıcıları kimliklerini saklamaya değil, aksine afişe etmeye yöneltiyor.



Bugünlerde TV'de ilgi çekici bir reklam yayınlanıyor. Reklamda bir
dönerci, İnternet Mahir İngilizcesiyle kendisini (uydurma oldukları söylediği
anda belli olan) kelimelerle tanıtıyor. Öte yandan reklam insanın ne kadar
önyargılı olduğunu da yüzüne vuruyor. Ya adamın dedikleri doğruysa, nereden
biliyoruz. Neler oluyor hayatta.

 

İnternette ücretsiz e-posta gönderiminin, sohbetin,
forumların ve mesajlaşmanın yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı dönemleri
hatırlayın. İş e-posta hesapları hariç çok az kişi kendi isim ve soyadını
internet ortamına taşıyordu. Bu anlaşılır bir durumdu. İçgüdüsel olarak
bilinmeyen, nereye ulaşacağı belli olmayan her olguyla karşılaştığımızda
yaptığımız gibi savunmaya çekilmiştik. Neredeyse herkes kendine afili bir lakap
(nickname) uydurma telaşına girmişti. Karşınızdaki kişi hakkında tek fikir
yürütebileceğiniz şey kendine bir lakap seçmede ne kadar yaratıcı olduğuydu. Bir
de A/S/L (Yaş/Cinsiyet/Yer) sorusuna verdiği cevap tabii. Bundan sonrası onun
ne kadar samimi ve inandırıcı olduğu ve sizin de ne kadar inanmaya hazır
olduğunuza bağlıydı. Zaman içinde güvenlik endişesi de bizi internette
kimliğimizi iyice gizlemeye itti.

 

Gel zaman git zaman devir değişti. Facebook, Linkedin, Xing
gibi sosyal ağ araçları ilgi alanımıza girdi. Ne olduysa, internet
kullanıcıları bir anda kabuklarından sıyrıldılar. Zamanında isimlerinin baş
harflerini bile imzalarına koymaya imtina edenlerin, nerede tatil yaptıkları,
on yıl önce nerede çalıştıkları bir bir ‘profil’lerinden izlenebilmeye
başlandı. Twitter’da an be an ne yaptığı, BrightKite’ta nerede olduğu izlenmeye
başlandı.

 

Peki ne oldu da bu noktaya gelindi? İnsanoğlunun genlerinde
gizli olan, bir topluluğa üye olma, bu toplulukta kendini gösterme veya
paylaşma (kişiye göre değişir) içgüdüsü yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başladı. Öte
yandan işin içine arkadaş referansının girmesi de sosyal ağ patlamasında büyük
rol oynuyor. ‘Arkadaşımın aşkısın’ şarkısındaki olumsuz hava sosyal ağlarda yerini
‘Vaaay, arkadaşımın arkadaşı! Hemen listeme ekleyeyim’e dönüşüyor.

 

Neticede, internet kullanıcıları artık sohbet odasında karşısındakinin sözüne inanıp 20 yaşındaki New Yorklu
Mary ile buluşma hayalleri kurarak zaman harcamıyor. Gerçekten aradığı buysa sosyal çevresiini genişletip bir şekilde kanlı, canlı Mary ile tanışıyor. Veya zamanını Düsseldorflu 52 yaşındaki
Hans Springberger ile pazarlama konusunda fikir alışverişi yaparak değerlendiriyor.