Donanim 12 OCAK 2009 / 14:41

Bedava eğlence baldan acı...

En büyük eğlence kaynağımız hiç kuşkusuz ki müzik. Kitleleri coşturan ve biraraya getiren, evrensel kültürü besleyen müzik piyasası son yıllarda geriliyor.

En büyük eğlence kaynağımız hiç kuşkusuz ki müzik. Kitleleri coşturan ve biraraya getiren, evrensel kültürü besleyen müzik piyasası son yıllarda geriliyor.

Satışlar düşüyor, korsanlık artıyor. Buna neden olarak da
gelişen bilişim teknolojisi gösteriliyor. Internet ve kopya CD üretimi, korsanlığı
artırmış durumda.

Bu bilinen ve çok konuşulan hikayeyi bazı güncel rakamlarla
desteklemek istiyorum. Türkiye’de müzik piyasasındaki meslek birlikleri
(MÜ-YAP,MESAM, MSG, MÜYORBİR) daralan
müzik piyasasını rahatlatmak için çeşitli sistemler uyguluyor ve sektörün dibe
vurmasını engelliyor. Fiziki pazarın küçülmesiyle dijital müzik pazarını ele
alan meslek birlikleri internet ve mobil pazarda operatörlerle anlaşmalar
yaparak bir nebza de olsa korsanlığın önüne geçmeye çalışıyor. MÜYORBİR’in
resmi yayın organı Akort, 2008 yılının değerlendirildiği özel bir bölüm kaleme
almış. Rakamlara bakılırsa müzik piyasası gelirlerinde çok ciddi düşüşler var.
2007’de 20 milyon civarında olan bandrol sayısı, 2008’de 15 milyon adede düşmüş.
Elde edilen müzik gelirlerinde dijital pazarın payı yüzde 20. Bu oran dünyada
yüzde 10-15 civarında. Buradan da görüleceği gibi dijital pazardan yüzde yüz
gelir elde etmek neredeyse imkansız. 2008 yılında meslek birlikleri TTNet ve
Avea ile dağıtım anlaşmaları yaparak toplamda bu pazardan 6-7 trilyonluk ek gelir
elde etmiş durumda. Ancak yeni gelir noktaları pazarın gerilemesini
durduramıyor. Sorun, fiziki pazarda daralan pazar payları.

Bugün müzik piyasasında tüketici için ‘bedava sirke baldan
tatlı’ düşüncesi hakim olabilir. Yalnız müzik değil, tüketici internet ve mobil
ortamdan her tür içeriği bedava almaya eğilimli. Aslında bu durum için de bir
veciz atasözümüz var; burada yazmayayım siz tahmin edin lütfen. Yeni medya
gurularının da söylediği gibi, tüketici alışkanlıkları değişiyor ve tüketici
bedava içerik istiyor. Bunun önünde durmak, engellemek ve yasaklamak imkansız
hale geliyor.

Ancak bu noktada tüketicinin kaçırdığı çok önemli bir nüans
var. Bir hizmeti bedava almaya başladığınızda o hizmetin kalitesini,
özgünlüğünü, yetkinliğini, sürdürülebilirliğini, gerçek değerini ve
evrenselliğini yavaş yavaş yitiriyorsunuz. Karşılık görmeyen emek ve hizmet bir
süre sonra tekdüzeleşiyor, yozlaşıyor, sıradanlaşıyor ve bir gürültü-bilgi
kirliliğinden öte bir anlam taşımamaya başlıyor. Bu da yoz kültürü besliyor;
sessizce, yavaşça ve derinden ‘sığ’laşıyoruz. Bu durumda ‘bedava eğlence baldan
acı’ oluyor. Bu acının faturasını da gelecek nesiller ödeyecek. Bilmem farkında
mıyız?