Donanim 31 OCAK 2009 / 21:59

Başını eğ, kollarını bacaklarına dola

Yok yahu? Bu iş öyle herkesin harcı sanki...

Yok yahu? Bu iş öyle herkesin harcı sanki...

Geçtiğimiz hafta bir iş seyahati için yeniden uçağa binme fırsatım oldu ve ne zaman uçağa binsem hatırlayıp sonradan unuttuğum bir konuyu tekrar hatırladım. Hatta bu defa da unutmamak için bu ara yine sızım sızım sızlayan ayak başparmağım sızladıkça bu konu aklıma gelsin diye bağlantı kurayım dedim. Hazır az önce ayağımı sehpaya çarpmışken, oturup yazayım şu yazmak istediğim şeyi…  


Benim gibi özellikle son yıllarda mesleği gereği uçakla bolca seyahat etmek zorunda kalanların bol bol gördüğü birşey var: Uçuş emniyeti kurallarının uzun uzadıya anlatıldığı o video. Hani uçak içi basınç düşerse maske nereden iner, kalkışta hangi cihazlar kullanılamaz, uçak denize inerse can yeleği nereden çıkar gibi şeyler…


İşte burada ilginç bir nokta var. Diyor ki, uçağın başına bir şey gelir de pilot “Çarpmaya hazırlıklı olun” uyarısı verirse elinizi dizinizin altından geçirin, eğilerek başınızı dizinizin üzerine yerleştirin. Şimdi bu pozisyonun gerekliliğini tartışacak değilim. Eminim ki ölçülüp biçilmiş, hatta belki de denenip görülmüş bir pozisyondur. Hayatta kalma şansını artırıyor da olabilir. Hepsine tamam.  


Ama şimdi olaya gerçekçi yaklaşalım… Ben 35'ine yelken açmış, vücudu biraz yaşının yorgunluğunu taşısa da eğildiğinde parmak ucunu rahatlıkla görebilen biriyim. Üstelik öyle selvi boylu da değilimdir, 1.74 gibi Türk standartları için gayet ortalama sayılabilecek bir boyum var. Gel gelelim, ben bu bahsedilen pozisyonu yapamıyorum arkadaş. Yani oturduğum koltukta eğilip, elimi dizlerimin altından geçirip, başımı da dizlerimin üstüne koyamıyorum. Aslında koyar gibi oluyorum da, 2 saniyeden fazla bu şekilde kalamıyorum (bunun benzerini galiba Bruce Lee rakibine temiz bir sopa atmadan önce bacağını esnetmek için yapıyordu).  


Hadi diyelim ki bunu becerdik. Zira ben yapamıyorsam bu herkesin yapamadığı anlamına gelmez, zamanı geldiğinde gençlerin yolunu açmak lazım. Fakat özellikle ekonomi sınıfı koltuklarda, bahsi geçen hareketi yapayım derken acaba kafasını ön koltuktan sıyırıp dizine değdirebilen bir babayiğit var mıdır? Ben son seyahatte denedim, ı-ıh… Hele bir de ön koltuk geriye yattıysa hiç mi hiç şansınız yok. Eğilme açınız 20 derece civarında kalıyor.


Kısacası bu uyarılar yapılıyor yapılmaya ama, gerek yolcuların genelini oluşturan orta yaş kondisyonu, gerek benzin parası çıksın diye ekonomi sınıfında sıkışık düzen yerleştirilen koltuklar bu muhtemelen hayati öneme sahip güvenlik prosedürünün uygulanmasının önünde ciddi bir engel. Bu da bence her kalkıştan önce yapılan bu uyarıları koltukların üzerinde tek tek yer alan sigara içilmez simgesi kadar anlamsız hale getiriyor. Bir zamanlar uçakların sigara içilebilen yerler olduğunu düşünmek de zaten beni dehşete düşürüyor, o da ayrı…  


Gerçi uçak bir kere irtifa kaybetmeye başlarsa bunları mı düşüneceksin sanki derseniz onda da haklısınız… 


Siz yine de denize düşerseniz ve bir şekilde hayatta kalmayı becerirseniz can yeleğinizdeki kolları çekin. Yeleğiniz otomatik olarak şişecektir.


Şişmezse, denizin buz gibi soğuk sularında boğulmamak için panik içinde tutmaya çalıştığınız iki gıdım nefesle yanındaki borulardan üfleyerek yeleğinizi şişirebilirsiniz.  


Hayatta kalma içgüdüsü, çok güçlü bir içgüdüdür zaar…