Donanim 14 MAYIS 2009 / 08:49

Bana ne? Sana ne? Ona ne?

Sosyal ağlar çağında mahremiyet ve paylaşım arasındaki ince çizgiye dikkat etmek gerekiyor.

Sosyal ağlar çağında mahremiyet ve paylaşım arasındaki ince çizgiye dikkat etmek gerekiyor.

Adamın biri Nasreddin Hoca'nın birine gelip, "Demin gördüm, birisi elinde bir tepsi baklava taşıyordu" der. Hoca, "Bana ne?" diye tersler adamı. "Ama senin eve gidiyordu" deyince adam, Hoca yapıştırır cevabı: "O zaman sana ne?"


Ancak devir değişti. Sosyal ağlar çağında önce Hoca bir tepsi baklava taşıyan birini gördüğünü ve baklavanın kendi evine gittiğini ilan ediyor eşe dosta. Sonra domino etkisiyle paylaşım başlıyor. "Hoca bir tepsi baklava görmüş, onun evine gidiyormuş!" Kısa bir süre sonra sağa sola gönderile gönderile ileti "Hoca, tepsi, baklava, ev" şekline dönüşüyor, ama olsun. Ondan da anlam çıkaran bulunuyor elbet.


Burada üzerinde en çok konuşulan şey mahremiyet. Kişinin özel hayatının, yaptıklarının bu kadar göz önünde olması insana başta tuhaf geliyor tabii. Ancak, sosyal ağ kavramının temelinde de zaten gönüllülük yatıyor. O yüzden birisi sizin haberiniz olmadan adınıza bir hesap açıp, ortalık yere olur olmaz şeyler yazmadıkça şikayet için bir nedeniniz yok.


Sosyal ağlara giriş yaptığınızda da gizlilik seçenekleri sizin elinizde. Biraz zaman ayırıp ayarlar bölümünde kimlerin sizin hakkınızda bilgi alabileceğini ayrıntılı olarak belirleyebiliyorsunuz. Size ulaşan kişilerden istemediklerinizin bağlantı tekliflerini reddetmek, hatta listenizdeki kişileri de silmek elinizde. En önemlisi boş bir sayfa olan mecraya ne yazacağınız, hangi fotoğrafı yükleyeceğiniz de size kalmış.


Zaten girilen içerikler bilgisayar ekranından bir şelale gibi akıp gidiyor. Saatlerce karşısında durup izlemiyorsanız, kısıtlı bir bölümünü yakalayabiliyor, sizinle ilgili olanlardan da gelen uyarı postalarından haberdar oluyorsunuz. Eh, bir de aklınıza estiğinde birisinin profiline girip bakındığınızda bir şeyler görürsünüz o kadar. Artık sosyal ağlarda paylaşılan içerikler daha çok sayfa bağlantıları ve videolar olmaya başladı. Aynı videoya veya web sayfasına birkaç kez rastlamanız mümkün.


Ancak insanın yaradılışında merak var. Siz kendiniz için ne kadar ağzı sıkı olsanız da, karşınızdaki kişi hakkında ne olursa olsun öğrenmeye çalışıyorsunuz. Buna son örnek gittikçe popüler olmaya başlayan Twitter çevrimiçi mesajlaşma hizmeti. Önceleri kullanıcıların arkadaş çevreleriyle o sırada ne yaptıklarını (uyandım, yemek yedim, yoldayım) paylaşmaları deneyimine dayalı olarak kurulan site şu anda muazzam bir bilgi akışına sahip. Tinyurl gibi pratik araçların da etkisiyle kullanıcılar çılgınlar gibi sayfa bağlantısı değiş tokuşu yapıyorlar.


Twitter'da sistem sizi izleyen kullanıcılar ve sizin izlediğiniz kullanıcılar olarak belirlenmiş. Bu kaçma kovalamaca oyununda arada bir sizin listenizde olan birisinin, sizin listenizde olmayan birisiyle kurduğu iletişime de tanık oluyordunuz. Tanımadığınız birisi arkadaşınıza bir yanıt gönderdiğinde bu yanıtı siz de görüyordunuz. Derken.... Twitter geçen günlerde (daha çok teknik nedenlerden ötürü) bu özelliği kapattığını duyurdu. Twitter kullanıcıları ayağa kalktı tabii. Bunun nedeni, iki kişi arasındaki iletişimin bir üçüncü kişi tarafından izlenmesinin rahatsız etmesi değildi. Tam tersine bazen bu sayede ilginç bilgilere ulaşılabiliyor, benzer ilgilere sahip kişilerle de tanışıyordunuz. Başta da söylediğim gibi eğer yazdığınız ve paylaştıklarınızı milyonlarca kişinin göreceğini düşünerek hareket ediyorsanız niye rahatsız olasınız ki?