Donanim 01 ARALIK 2009 / 09:08

Alman disiplini nereye kadar?

Geçtiğimiz hafta Software AG'nin davetlisi olarak Almanya'daydım.

Geçtiğimiz hafta Software AG'nin davetlisi olarak Almanya'daydım.

Software AG, hem IDS Scheer'i satın almasının detaylarını paylaşmak hem de 40. yaşgünlerini kutlamak için, dünyanın dört bir yanından 20 kadar gazeteciyi Almanya'da bir araya getirdi.

Haberin detaylarını BThaber gazetesinin önümüzdeki sayısına yazacağım ancak toplantılar sırasında dikkatimi çeken birkaç noktayı paylaşmak istedim. Öncelikle başını Software AG ve SAP gibi dev Alman yazılım firmalarının çektiği bir grup, Alman hükümetini etkileyerek, yazılımı Almanya'nın lokomotif endüstrilerinden birisi olarak konumlandırmak istiyor. Bu konuda da devlet nezdinde yoğun bir kulis ve lobi faaliyeti yürütüyorlar.

Kapsam dahilinde bizi de Almanya Ekonomi Bakanlığı BT ve Medya Bölümü'nden Stephanie Kage ile bir araya getirdiler. Kage, Almanya'nın BT stratejileri ile ilgili bilgileri gazetecilerle paylaştı. Rakamlara çok girmeyeceğim ama gerek Kage'nin gerekse de Software AG yetkililerinin Almanya'ya dair yaptığı bir iki tespiti paylaşmak istiyorum.

Öncelikle Almanlar kendilerini şöyle tanımlıyorlar: "Biz çok iyi ürünler üretebilen, çok iyi mühendislik yeteneklerine sahip bir ülkeyiz. Ancak satış ve özellikle de pazarlamadan anlamıyoruz." Kendilerini pazarlama konusunda, güçlü Amerikan ve Uzakdoğu şirketleri karşısında zayıf bulan Almanlar, bu konuda çok ciddi stratejiler geliştirmeye uğraşıyorlar.

Ayrıca eğitim politikalarında da bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyduklarını itiraf ediyor Alman yetkililer. Alman gençliğinin yüzde 40'ının artist olmayı istediğini belirtiyorlar ve bu kitleyi IT'ye yönlendirebilmek için ciddi bir seferberlik ilan ettiklerini anlatıyorlar.Öte yandan artık genç kuşak Almanlar'ın küçük Alman yazılım şirketleri yerine, Google gibi uluslararası şirketlerde çalışmayı ‘daha havalı' bulduklarına da dikkat çekiyorlar ve insan kaynakları politikalarını da yeniden gözden geçirmeye başladıklarını aktarıyorlar.

Son olarak şunun da altını çizmek gerekir. Almanlar ‘yeni iletişim çağı'nı ve genç kuşağın ihtiyaçlarını anlamak için ciddi bir çalışma yürütüyor. Gençleri kendilerine benzetmek yerine, kendilerini genç kuşağın rahat edeceği bir yapıya döndürmeye uğraşıyorlar.

Almanya'nın bu faaliyetleri aslında tüm Avrupa Birliği'ni de yakından ilgilendiriyor. AB'nin bilgi teknolojileri alanında ABD ve Uzakdoğu ile rekabet edip edemeyeceğini de biraz bu gelişmeler gösterecek. En azından görünen o ki tespit ve teşhis var. Türkiye'nin de bu süreci yakından takip etmesinde çok büyük yarar var. Bakalım Almanya kendi dönüşümünü gerçekleştirebilecek mi?