Datacenter Dynamics 14 KASIM 2012 / 14:30

Veriler çeşitlenirken miktarı artıyor, iş yine CIO’lara kalıyor

Yapılan birçok araştırma önümüzdeki beş yıl içerisinde veri merkezlerinin yükünün artacağını, sanallaştırmaya daha fazla gidileceğini, bulut bilişimin tüm trafiğin üçte ikisini yaratacağını öngörüyor. Bu sarmalın içinden çıkmak yine bilgi işlem yöneticilerine düşüyor. 



Cisco’nun yaptığı araştırmanın verilerine göre, 2016 yılında veri merkezi trafiği 6,6 zetabayta (1 zetabayt = 1 trilyon terabayt) ulaşacak ve bu verinin neredeyse üçte ikisi bulut bilişimden kaynaklanan trafiğe dayanacak.

Şirketin araştırmasının satır aralarına bakıldığında, veri merkezlerindeki ağ trafiğinin hızla arttığı görülürken, bulut bilişim iş yükünün bu artışın en önemli elemanı olduğu ortaya çıkıyor.

Cisco Küresel Bulut İndeksi’ne göre, dünya çapında veri merkezi trafiği 2016 yılına gelindiğinde dört katına çıkacak. Veri merkezlerini en fazla zorlayacak bulut bilişimin veri trafiğindeki payı altı kat artarak 683 eksabayttan 4.3 zetabayta çıkacak. Bulut bilişimin 2011’de veri merkezlerindeki trafikteki payı yüzde 39 iken, 2016 yılında bu oran yüzde 64’e çıkacak.

Birçok ağ sağlayıcısı internet trafiğinin dünya çapında hızla artacağından söz ederken, kişisel cihazını iş amacıyla kullanma (BYOD) eğiliminin bu artışta önemli rol oynaması bekleniyor. Kişisel cihazlar da veri merkezlerinin zorlayıcı talepkarları olarak karşımıza çıkıyor.

Çalışmaya göre, 2011 ila 2016 yıllarında veri merkezi trafiğinin yüzde 76’sı veri merkezleri arasında gerçekleşecek. Bu trafiğin çoğunu veri depolama, üretim ve geliştirme oluştururken, trafiğin yüzde 7’lik kısmındaysa sistem ve yazılım güncellemeleri ile veri yedeklemeleri yer alacak. İnternette gezinmek, e-posta ve video akışı gibi bireylerin kullanımları bu trafiğin yüzde 17’sine karşılık gelecek.

Sanallaştırma öne çıkıyor

Bu denli aşırı veri akışı nedeniyle veri merkezlerinde bir makine üzerinde birden çok işlem yapılabilmesi için sanallaştırmanın önemi öne çıkıyor. Genel bulut ortamında birçok işi aynı anda yapabilen fiziksel sunucular mimarinin temelini oluştururken, birçok kaynaktan gelen veri işleri karıştırıyor. Zira veri merkezleri daha önce olmadığı kadar karmaşık verilerle başa çıkmak ve anlık işlemlere cevap vermek zorunda.

Bu noktada öne çıkan sanallaştırma çözümlerinin de bazı soru işaretleri barındırdığını hatırlatmakta fayda var. Ixia Network Visibility Solutions Ürün Pazarlama Yöneticisi Kate Brew'e göre, tek bir sunucuda yönetilen işlemler trafik görüntülemesinde sorunlar yaratıyor. Ağın her an nasıl çalıştığıyla ilgili detaylı bilgilendirme almanın zorluğundan söz eden Brew, birçok sanallaştırma çözümünde veri merkezi güvenliği ve performansının çok geç olduktan sonra düşünüldüğünü belirtiyor.

Brew’e göre doğru ağ mimarisini tercih etmek, yöneticilerin sanallaştırmanın faydalarını görmesine ve en küçük işlemlerinde dahi görüntülenmesini sağlayabilir. Bu nedenle ilk olarak fiziksel altyapıya kıyasla sanallaştırılmış modellerin çok daha yakından takip edilebilir hale getirilmesine ve gerekli donanım altyapısının oluşturulmasına ihtiyaç duyuluyor.

Veri merkezi sayısı azalacak

Bu kadar çok veri artmasına rağmen IDC’nin raporuna göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan veri merkezlerinde azalma görülecek. Daha önce yaşanan ekonomik kriz nedeniyle azalan veri merkezlerinin bulut bilişim ve sanallaştırma eğilimlerinin artmasıyla da azalması bekleniyor.

2016 yılında veri merkezlerinin binde 7 oranında azalması öngörülüyor. Yine de bu durum veri merkezlerindeki yatırımın azalacağına işaret etmiyor. Zira veri merkezlerinin hacminin artacağı öngörüsü de yine IDC’nin raporunda yer alıyor. Bu durum da veri merkezlerinde konsolidasyonun kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

Pike Research tarafından yapılan araştırma da küresel piyasadaki çevreci veri merkezlerine gerçekleştirilecek yatırım 17 milyar dolardan 2016’da 45,4 milyar dolara çıkacak. Veri merkezleri konsolide olurken çevreci girişimler de artarak bilişim çöplüğünü biraz olsun azaltacak.
Doğru yedekleme tüm işletmeyi kurtarıyor

Sanallaştırma çözümleriyle verimini artıran şirketler, veri merkezlerinin başlarına gelebilecekleri de hesap etmeli ya da hizmet aldığı sağlayıcının çözümlerini dikkatle izlemesi gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri’ni vuran Sandy Kasırgası, dünyaca ünlü yayınların durmasına, tüketicilere ulaşan şirketlerin hizmet götürememesine sebep oldu. Bu durum binlerce kilometre uzaktaki veri merkezinde alınan bir yedeğin dahi yeterli olmadığını gözler önüne serdi.

Şirketlerin en önemli parçası haline gelen bulut bilişim ve buna bağlı olarak dev verilerin analiz edilmesini sağlayan büyük veri çözümlerinin sürekliliği hayati önem taşıyor.

Uluslararası şirketlere hukuk danışmanlığı yapan Kaye Scholer’ın Teknolojiden Sorumlu Başkanı William A. Tanenbaum’a göre, hiçbir bulut bilişim sisteminin eşit şartlarda olmadığı düşünüldüğünde şirketlerin aldığı bulut bilişim hizmetleri sırasında gerçekleştirdikleri anlaşmalara dikkat etmesi gerekiyor. Acil durumlar ya da felaket gibi anlarda şirketlerin bulut bilişim hizmetlerinden yararlanmaya devam etmesi için öncelikle buna hakkı olması önem kazanıyor. Hizmet verenle müşteri arasındaki çizgiler kesin sınırlarla çizilmeli ve ileride yaşanabilecek tüm olasılıklar adreslenmeli.

Özellikle şirketler, acil durumlarda bulut sağlayıcılarının şirketin diğer BT sağlayıcılarıyla uyum içerisinde çalışmasını hükme bağlamalı ve gerektiğinde çok yönlü bir müdahaleye erişebilmeli. Hem ana hem de kurtarma işlemleri açıkça belirlenirken izlenecek rotaya dikkat edilmeli. Son olarak bulut bilişimin veri gizliliği ve veri güvenliği riskleri konusunda vaat ettiklerinin ötesinde sağlayıcılarla gerçekleştirilen anlaşmalara özel maddeler eklemekte fayda var. Zira yapılan standart anlaşmalar genellikle müşterilerden ziyade bulut sağlayıcıları koruyor.