Datacenter Dynamics 14 KASIM 2012 / 16:12

Veri merkezlerinde köklü değişim zamanı

Sistem odalarında köklü değişimin vakti geliyor

Birçok faktör veri merkezi yapısında değişimi gerekli kılıyor. Bulut yapısının yükselişinden enerji tasarrufu politikalarına birçok faktör de bu ihtiyacı pekiştiriyor. 



Değişen dünyada teknolojik, ekonomik ve pazar odaklı faktörler veri merkezlerini de değişime ve daha farklı bir mühendislikle inşa edilmeye zorluyor. Bu yapıda ekosistemi, ekonomik özellikleri ve teknolojileri itibariyle modüler veri merkezlerinin genel veri merkezi yapısı üstünde giderek baskın bir yapıya kavuşacağı üzerinde duruluyor. Küresel ekonominin farklı sektörlerinden önde gelen birçok şirket çoktan modüler veri merkezi yapısına yönelik planlamalarına başladı bile.

Veri merkezi standartlarının uygunluğunda önem kazanan önemli bir başlığı güç kaynakları oluşturuyor. BroadGroup’un “Enerji Piyasası, Enerji Fiyatlandırması ve Avrupa’da Veri Merkezleri” (Power Market, Power Pricing and Data Centres in Europe) başlıklı araştırması, Avrupa özelinde veri merkezlerinin karşı karşıya olduğu bu değişen yapıyı ortaya koyuyor. Buna göre 2008 yılından bugüne ortalama yüzde 5,1 artış sergileyen elektrik fiyatları ışığında, Avrupa’daki veri merkezlerinin fiyat dağılımında pek de bir eşitlik yok.

Rapor bu noktada örnek olarak sanayi elektrik kullanım fiyatları ile en pahalı ülkeler olan Malta, Kıbrıs ve İtalya’yı, en ucuz ülkeler olarak da Bulgaristan, Estonya ve Finlandiya’yı örnek gösteriyor. Tier 1 pazarında önde gelen Fransa ise geçen yıllardaki artışa rağmen, yine de en düşük fiyatlara sahip olmayı sürdürüyor.

Raporda piyasanın itici güçleri olarak karbon salımını azaltma konusunda baskılara ve Avrupa Birliği (AB) politikalarının çerçeveleri arasındaki karmaşık ilişkiye dikkat çekiliyor. Bu yapıda yaşlanan nüfusun, güç tesislerindeki üretimin ve enerji üretiminde iklimsel koşulların etkisine işaret edilirken, gereken en temel şey olarak bölgedeki akıllı güç ağlarının güçlendirilmesi üzerinden duruluyor. Diğer yandan yatırım ihtiyacı, aradan geçen sürede fiyatlar üzerinde baskı yaratmayı da sürdürecek.

Her şeyin temeli enerji politikaları

Veri merkezleri için uygun enerji tedarik zinciri modeli raporda detaylandırılırken, enerji teknolojileri ve bunların veri merkezleri üzerindeki etkisi de vurgulanıyor. Çünkü talepteki dalgalanmaları dengelemekte tüm elektrik-üreten teknolojiler aynı esnekliğe sahip değil. Yani şirket ve ihtiyaçlarına uygun bir yapıyı kurgulamak gerek.

Raporda kullanılan karbon ve karbon olmayan enerji kaynakları, fiyatlandırma ve düzenleme uygulamaları konusunda 28 ülke ile ilgili analizler sunuluyor. Örneğin hidroelektrik enerjinin egemen olduğu Avusturya’da kamu kuruluşları 2015 yılında nükleer tesislerden elektrik alamayacak. AB bölgesindeki veri merkezlerinin 2012 yılını sıkıntılı geçirdiğine işaret edilen rapora göre, veri merkezleri AB vizyonundaki rekabetçi bulut ekonomi için kritik öneme sahip.

Karbon emisyonları hala ön plandaki yerini korurken, inovasyonların da veri merkezinde enerji tüketimini sürekli olarak azaltan yeni teknolojilere odaklanması gerektiği üzerinde duruluyor.

Raporda da dikkat çekildiği üzere veri merkezlerinde sunucu, depolama alanı üretimi ve ağ kurulumlarında da enerji dağılımında atılacak dikkatli adımlar bu hedefe ulaşılmasını sağlayacak. Ama işin bir de karbon tarafı var. Çünkü raporda da dikkat çekildiği gibi Avrupa’da enerji kaynakları yaşlanıyor, 28 AB ülkesinin 19’u yüzde 50’den fazla karbon yakıtlara bağımlı. Avrupa’da enerji altyapısını geliştirmek için gereken yatırımların maliyetinin ise 1,9 milyar avro olduğu tahmin ediliyor.

Ama Avrupa’nın ekonomik sıkıntıları göz önünde bulundurulduğunda, hele bir de bulut bilişim ve bunun desteklediği ekonomiye geçişte veri merkezlerinde bu yatırımları hayata geçirmek için yoğun kaynak ve istek olması gerektiği açık.

Bulut bilişim revaçta

Raporda veri merkezlerinin genel özellikleri de sıralanıyor. Veri merkezi inşası ve var olan yapıların büyütülmesi konusunda artış beklendiğine işaret edilirken, 2015 yılında büyük şirketler tarafından yeni veri merkezlerine ev sahipliği yapacak yapıların inşası için harcanacak paranın 12 milyar dolara ulaşacağı üzerinde duruluyor.

Uluslararası Veri Konseyi (International Data Corporation - IDC) verilerine göre bulut bilişim hizmetlerine yapılan harcamalar 2008 yılında 16,2 milyar dolarken, 2012 yılında 42 milyar dolara yükseldi. Bir ilginç veri daha: ABD Enerji Bakanlığı’na göre, veri merkezleri standart bir ofis binasından 100 kat daha fazla enerji tüketebiliyor. Buna karşılık temel enerji kaynağının yüzde 15’inden azı bir veri merkezinde bilgi teknolojileri uygulamaları için kullanılıyor.

Çevresel Koruma Ajansı (Environmental Protection Agency – EPA) tahminlerine göreyse veri merkezi enerji tüketimi 2000 yılından 2006’ya kadarki süreçte iki kat arttı ve yıllık bazda 60 milyar kilovat saate ulaştı. EPA’ya göre, bu rakam 2011’e kadarki süreçte yine katlandı.

Modüler tasarımlar ön plana çıkıyor

Veri merkezlerinde 2000 yılından bu yana gelişim ve yan unsurlarındaki büyüme ortada. Peki ya bugünkü durum?

Rapora göre veri merkezleri daha etkili ve standart bir yapıya kavuştu. Bu arada enerji odaklı tüketimlerde de verim odaklı yenileme ve geliştirmeler devam ediyor.

Raporda dikkat çekilen bir diğer konu da modüler tasarımların yükselişi. Buna göre, enerjinin etkin kullanımı ve hız gibi başlıklarda daha odaklı olan esnek modüler tasarımlara yönelik ilgi giderek artıyor. Hatta bulut bilişime ve finansal ölçeklenebilirliğe yönelik artan kurumsal ilgi tek bir veri merkezi yerine mega veri merkezlerinin veya çoklu yapıların kurulumunu ön plana çıkartıyor.

Zaten veri merkezlerinin taşınabilir modellerine odaklı inovasyonlar da birbirini izliyor. Google, 2008 yılında bir gemi konteynırında taşınabilen veri merkezinin patentini almıştı. Hatta bu patent kapsamında, suyun üstünde yüzen ve dalgaların gücüyle kendi elektriğini üreten bir veri merkezi de vardı.
Gartner: "Yeni eğilimler köklü değişimlerle geliyor"

Gartner da raporunda veri merkezlerinde dönüşümü sağlayacak temel eğilimlere dikkat çekiyor. Bu değişimin temelinde küresel ekonomik krizin olduğuna dikkat çekilen raporda, hizmet olarak BT talebinin maliyetleri azaltma hedefiyle daha da öne çıktığı vurgulanıyor. Ayrıca bu değişimin veri merkezlerinde ikinci dönüşümü beraberinde getiren faktör olduğuna işaret ediliyor.

Gartner araştırmasında birçok şirketin yaşadığı sıkıntıların inovasyonu tetiklediğine de vurgu yapılıyor. Örneğin BT hizmetlerinde ortak bulut bilişim kavramı yayılırken, hizmet olarak BT kullanımı da giderek büyüyor.

İşte Gartner’a göre veri merkezlerinin yeni trendleri:

Melez BT: BT şirketlerinin bu hizmetleri paket olarak sunmaya başlaması, hem kendi içinde hem de farklı şirketlere kullandırması, kurum dışı bulut uygulamalarının ve özel verilerin saklanmasında özel bulut yapılarının uyumu ön plana çıkmaya devam edecek.

Kullanıcı Odaklı Bilişim: Birçok BT organizasyonu masaüstü ve mobil stratejilerini ve kullanıcı odaklı uygulamaların adaptasyonunu giderek daha yoğun biçimde gündemine alıyor. Bu da veri merkezi yapılarında yenilikleri beraberinde getiriyor.

Veri Merkezi Etkinliği: Dış bulut yapıları ile uyumlu olabilmek, BT şirketlerinin de kendi veri merkezlerinde en yüksek seviyede etkinliğe ulaşmanın yollarını aramasını sağlıyor. Kritik veri ve uygulamalar kurum içi özel bulutta konumlandırılırken, bu yapıda etkili ve düşük maliyetli uygulamalar öne çıkıyor.

Yeni Veri Merkezlerinin Yapısı: Geleneksel, sanallaştırılmış, konsolide ve merkezi BT altyapısına sahip veri merkezleri artık servis tabanlı ve ekonomik olarak daha etkili kurumiçi bulut yapısına dönüşüyor. Bu kapsamda yeni veri merkezleri hizmet olarak BT uygulamalarına ev sahipliği yaparken, kritik uygulama ve verileri de barındırıyor.