Datacenter Dynamics 03 ARALIK 2013 / 09:37

Bulut ve veri merkezi el ele veriyor

Yeni kavramların ortaya çıkmasıyla geleceği sorgulanan veri merkezlerinden işletmeler vazgeçmiyor. Yine de veri merkezlerindeki tercihlerin hızla değiştiği görülüyor.



İşletmelerin BT ihtiyaçları sürekli artıyor. Bu durum, veri merkezi yöneticilerinin şirketleri için ayırdıkları bilgi işlem ve depolama kapasitelerini artırmaları gerektiğini gösteriyor. Ancak kaynak dağılımında veri merkezinin mümkün olduğunca küçük tutulmasını isteyen üst yönetim, BT yöneticisinin elini kolunu bağlıyor. Veri merkezinin kapladığı alan, soğutma ya da enerji sistemi gibi ihtiyaçlarda, harcamaları artırmadan veri merkezinin kapasitesini artırmak BT yöneticilerine düşüyor.

Gartner verilerine göre, 40 sunucu kabininden oluşan ve yüzde 60 kapasite ile çalışan küçük bir veri merkezinde 520 fiziksel sunucu barındırılıyor. Bu sunucuların her yıl yüzde 15 artış gösterdiği düşünüldüğünde, 10 yıl içerisinde veri merkezinin kapladığı alanın 4 kat artması gerekiyor. Bu nedenle modern veri merkezleri kurarak 15 ila 20 yıl aynı hacimdeki bir merkezde devam edebilmek için bazı kriterler bulunuyor.

Veri merkezlerinde;

•         Var olan sunucuların ince uzun sunucularla yer değiştirmesi ya da kolsuz bir yapıya kavuşması,

•         RHDx sistemiyle genel enerji harcamalarının ortalama yüzde 40 oranında azaltılması,

•         İnovatif kat tasarımlarıyla kabin kapasitesinin yüzde 90 oranında artırılması mümkün görünüyor.

Her kıta için ikiz veri merkezi yeterli

Veri merkezlerinin verimliliğinin ihtiyaçlar doğrultusunda, giderlerini artırmadan geliştirmenin önemli olduğu şu günlerde bir başka önemli konu da veri merkezi sayısı. Küresel şirketlerin birçok ülkede birçok veri merkezi bulunuyor. Bu durum harcamaların artmasına ve BT biriminden alınan hizmetler başına maliyetin yükselmesine sebep oluyor.

Oysa uzmanların görüşlerine göre, daha tasarruflu ve ihtiyaçları karşılayacak bir yapı oluşturmak için her kıtada iki veri merkezi oluşturmak yeterli. Birbirlerini yedekleyecek olan bu veri merkezleri, sermaye ve operasyonel giderlerinin azalmasını, karmaşık altyapılar oluşmasının önüne geçilmesini ve esnek BT yapısı kurulmasını sağlıyor.

Tüm dünyaya hizmet veren bir kurumun yaklaşık 10 adet veri merkeziyle tüm operasyonlarını yürütebilmesi mümkün görünüyor. Bulut bilişim üzerinden kullanılan hizmetler de işletmeler için veri merkezi yatırımlarında önemli avantajlar getiriyor.

Buluta ne oranda geçilebilir?

Her işletmenin bulut ihtiyacı değişkenlik gösteriyor. Örneğin, Salesforce üzerinden kampanyaların takibi yapılabilirken, şirket içerisinde hiçbir şey barındırmadan tamamen buluta geçiş de söz konusu olabiliyor. Bulut bilişim uzmanları daha çok melez yapılar kullanılması gerektiğini söylerken, işletmelerin tercihleri de bu yönde oluyor.

Tabii bazı işletmelerin bulut bilişim çözümlerinden uzak durduğunu da hatırlatmak gerekiyor. Özellikle NSA gözetleme skandalının ardından bulut çözümlerine güvenin azaldığı görülüyor. Yapılan araştırmalardan çıkan sonuçlara bakıldığında karşımıza çıkan öngörülerse şu şekilde:

  • Tüm işlem gücünün yüzde 30.2’si 2018 yılında genel bulutta çalışacak.

  • Dünya çapındaki işletmelerin yüzde 27’sinin e-posta kutuları bulutta yer alacak.

  • 2012 yılına gelindiğinde işletmelerin yüzde 38’si bulut çözümlerine adapte olurken, yüzde 29’u da bu konuda planlar yaptığını aktarıyor.

  • Yaklaşık 545 bulut hizmetinin en az bir işletme tarafından kullanıldı.


Yukarıdaki veriler, beğenelim ya da beğenmeyelim ama bulut bilişimin işletmeler için bir gerçek olduğunu ortaya koyuyor. Artık veri merkezlerinde tutulacak ya da elden çıkarılacak veriler hakkında karar vermek gerekiyor.

Bulut bilişimin yanı sıra sanallaştırma, enerji tasarrufu ve ağ teknolojileri de veri merkezinde tutulacak veriler hakkında ipuçları veriyor. Bu sebeple gelecekte karar alma aşamasında daha fazla robotik araç veri merkezi yöneticilerine yardımcı olacak.

Bulut, veri merkezlerini tehdit ediyor mu?

Son dönem veri merkezlerine bakıldığında önemli bir dönüşüm yaşandığı görülüyor. Artık onlarca rack kabinet içerisinde ayrı ayrı sunucular tutmak yerine, daha az donanımla yüzlerce, binlerce sanal makinenin işlem yaptığı veri merkezleri ortaya çıkıyor. Soğutma, nem kontrolleri ve hava akışı gibi kritik sistem ihtiyaçları artık daha dikkatli yönetilerek, düşük ısılarda sunucu odaları yaratılıyor.

E-posta, anında mesajlaşma ve diğer kolay taşınabilir uygulamalar sayesinde veri merkezlerinin yükü azaltılabilir. Ancak hiçbir zaman veri merkezleri bulut bilişim nedeniyle şirketlerden kopmayacak. Bir veri merkezinin ana işi olan “işlerin yapılması için gerekli verilere erişim sağlama” görevi her zaman devam edecek. Akıllı işletmelerin yapması gerekense; dahili ve harici kaynakların bir arada uyum içerisinde kullanılmasını sağlayarak, verilerin işlenmesi ve tutulması için gerekli ayrım sırasında alınacak kararların isabetli olması.