Bilişim 08 MART 2011 / 17:35

Zeynalar geri döndü

Dekatlon Buzz Sosyal Medya İletişim Ajansı, kadınlar günü öncesinde bir araştırma yaptı ve erkek egemen Türk toplumunda, sosyal medyada baskın olan başarılı kadınlar üzerinden bir çalışma gerçekleştirdi. Bize gelen bu güzel içeriği sizlerle aynen paylaşıyoruz.





Sosyal medya kimine göre yalnızca bir sosyalleşme aracı iken, kullanım sıklığı arttıkça fayda yelpazesi de doğru orantılı olarak genişliyor. Duruma kadınlar açısından bakıldığında ise, işin içine bazen gerçek hayatta dile getirilemeyenlerin döküldüğü bir platform, bazen de profesyonel fayda amaçlı bir kanal olarak sosyal medya giriyor.



Peki Kadınlar için sosyal medya, toplum baskısından uzaklaşabildikleri bir platform mu, yeni iş kolları türetebildikleri bir fırsatlar denizi mi?



İntel ile birlikte “Tekno Kadın” projesini hayata geçiren M-Gen Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu ve Fütürist Ufuk Tarhan; “Her ikisi için de evet. Ancak toplum baskısından kurtulup, özgürleştikleri yer olma hali daha aktif. Henüz iş açısından hemen hemen hiç kullanmıyorlar ve neler yapabileceklerinin farkında değiller. İşte bu eksikliği gidermek ve fırsat alanlarını kadınlara tanıtmak, kullandırmak için Fütüristler Derneği olarak Tekno-Kadın projesi yaptık” diyor.



Ufuk Tarhan, profesyonel hayattaki başarısını doğrudan sosyal medyaya bağlayarak “Benim işim tamamen Sosyal Medya, Dijital iletişimle gelişiyor ve büyüyor. Sosyal Medya olmasa idi nasıl bu kadar hızlı yol kat ederdim düşünemiyorum bile. Ne bütçem, ne de insan kaynaklarım yetmezdi” diyor.





Kadınlar sosyal medyadan nasıl faydalanıyor?



Geleneksel medya sayesinde üne kavuşmuş, ya da iş hayatındaki başarıları ile medyanın ve dolayısıyla okuyucu/izleyicilerin ilgi gösterdiği kadınlar her gün farklı mecralarda karşımıza çıkıyor. Kimi icra ettiği sanatıyla, kimi profesyonel başarısıyla ve daha nicelerini merakla takip eden Türk toplumu, kadına verilen değerin sadece 8 Mart’la sınırlı olmaması konusunda hemfikir olsa da, kadınların bunu pek de önemsediği söylenemez. Çünkü zaten başarı ve zeka abidesi hanımefendiler kendi başarılarını kendileri perçinlerken, değerlerinin ölçümlenmesini de artık umursamıyor.



Peki ya sosyal medyada durum nasıl? Dünyada sosyal medya kulanım oranları bakımından en üst sıralarda yer alan Türkiye’de kadınlar kendilerini sosyal medyada nasıl konumluyor ve hangi amaçlara yönelik olarak bu mecraları kullanıyorlar?



İletişim Uzmanı ve Kariyer Danışmanı Fatmanur Erdoğan, konuya gerçekçi bir bakış açısıyla yaklaşarak “Sosyal medya'da kisileri takip etmeniz, bloglarini okumaniz, katildiklari aktivitelerden haberdar olmaniz, profesyonel ya da sosyal ortamlarda daha hizli network yapmanizi sagliyor. Nedeniyse cok basit: Hakkinda bilginiz olan insanlarla sohbet etmek, hakkinda hic birsey bilmediginiz kisilerle sohbet etmekten cok daha kolaydir” diyor.



Sosyal medya haber malzemesi sağlıyor





Gazeteci Zeynep Mengi, sosyal medyanın kariyerine olan etkisini şöyle açıklıyor: “Açık açık söylemek gerekirse başlarda sosyal medyaya girmemek için çok direndim. Karışık geldi, kalabalık geldi ama girdikten sonra da gördüm ki sosyal medya iş hayatım açısından bana pek çok olumlu yönde katkı sağladı. Bunların başında da haber malzemesi ve haber kaynağı bulmak geliyor. Sosyal medyanın başlı başına bir haber konusu olması dışında, haber değeri olan birçok konudan sosyal medya sayesinde haberdar oldum.”



“Ev Hanımı” kavramı tarihe karışıyor



Kadınların artık ihtiyacı olan, sadece bir bilgisayar ve bir internet bağlantısı. “Ev hanımı” kavramı, sosyal medya sayesinde artık son bulmaya yüz tutarken kimi evinde pişirdiği yemekleri, kimi de ayna karşısında giyip çıkardığı kıyafetlerini blogunda sergileyerek kendine meslek ediniyor: Blogger!



“Stil Direktörü” ve “Milli Aşçı”nın hikayesi: İnternet mecraları, günümüzde okunma sayılarını ve önemlerini belli etmişken, bu mecralardan en iyi şekilde faydalanmayı bilenler ise kadınlar oldu.



Türkiye’de, sosyal medyadan meslek seçen kadınların yöneldiği iki ağırlıklı konu ise, yemek ve moda. Kendi fikirlerini otoriteye çevirebilen isimlerin başında ise yine yemek ve moda bloggerları geliyor. Tematik dergilerin sadık okuyucuları onları birer birer bırakırken ve onları terk edilmeye mahkum ederken, yerlerini ise yavaş yavaş spesifik konulara yönelmiş bloglar alıyor. Bu konularda örnek gösterilebilecek ilk iki isim ise; “Stil Direktörü” Eda Demirel Suner ve “Milli Aşçı” Ayşem Öztaş.



Yanıt aranılan ilk sorular; blog açma isteklerinin nereden geldiği ve bu meşhur blogların onlar için ne ifade ettiği..



Sosyal medyada “Stil Direktörü” olarak tanınan ve en çok takip edilen moda blogcularından biri olan Eda Demirel Suner; “Blog yazmaya 2006 yılında başladım. Ürettiğim el emeği göz nuru takı ve aksesuarları, bunun yanında beğendiğim tüm hikayeleri insanlarla paylaşmaktan son derece keyif aldığım için de bir tutku haline geldi benim için” diyor. Eda, www.stildirektoru.com'da takipçileriyle buluşuyor.





“Milli Aşçı” ünvanını alan ve sosyal medyanın en sevilen aktif isimlerinden olan yemek blogu yazarı Ayşem Öztaş ise “Yoğun bir iş hayatından, evlilik sebebiyle ev ortamına geçiş olmam “Ne yapabilirim?” sorusu ile tanışmama sebep oldu. Kendim için interneti daha sık kullanmaya başladım. Sonuçta “Blog Dünyası” ile tanıştım. Başlangıçta benim için sadece günlük anlamı taşırken, okuyucuların artması, onlarla fikir paylaşımlarında bulunmak bir anda farklı noktaya gelmemi sağladı. Kişisel günlükten,olay abonesi olan bir siteye dönüştü. Artık sadece kendime değil, okuyuculara karşı da bir sorumluluğum olduğunu hissetmeye başladım. İşte artık bu noktada hayatımın vazgeçilmez bir parçası, ailemin yeni bir üyesi halini aldı.” Diyerek blog hikayesini özetliyor. Ayşem Hanım’ın takipçileri ise pecetedennotlar.blogspot.com'da en zevkli yemek önerileri ile buluşuyorlar.



İki isim de bloglarının artık basli başına bir mecra haline geldiğini düşünüyor ve her geçen gün hayatlarındaki önem sıralamasında üstlere tırmandığında hemfikirler. Ayşem Hanım ise bu önemi net bir şekilde aktarıyor: “Paylaştığınız bilgilerin güvenirliliği ve doğruluğu bu noktada çok önemli. Başlangıç noktasından, şu anda geldiği noktaya baktığımda katedilen yol muazzam. Toplantılarda “Ayşem” isminin ifade ettiği ile “Peçete’den Notlar” isminin ifade ettiği ile arasında ciddi bir fark var. İsim kimilerine bir anlam ifade etmezken, blog adını duyduğunda yüzlerdeki mutluluk ve hayranlık, bu işi gerçekten doğru ve iyi yaptığınızın göstergesi oluyor. Bu da sizin bu olaya daha fazla zaman, emek ayırmanıza sebep oluyor. Amacınız kişisellikten çıkıp, okuyucuya, takipçilerinize daha güzeli vermeyi hedefliyor. Bu da otomatikman önem verdiğiniz işler listesinde üst basamaklara Blog hayatınızı yerleştiriyor.”



Social Boobs: “Meme her zaman satar”



Nasıl reklamlarda cinsellik kullanımı üzerine sayfalarca tezler yazılmış, defalarca otoriteler tarafından tartışılmışsa, bu konu da gelecek dönemde en az onun kadar tartışılacağa benziyor. Fakat aralarındaki fark oldukça belirgin. Reklam ve pazarlama aracı olarak kullanılan kadın ve cinsellik, pazarlamacı ve reklamcıların akıl kutusunun ürünü olmasına karşın, sosyal medyadaki durum direkt olarak kullanıcılardan, birincil kaynaktan yola çıkıyor. Peki; sosyal medyanın nitelikli içerikleriyle ve profesyonel başarılarıyla tanınan kadın yıldızları sosyal memeler hakkında ne düşünüyor ?



Ufuk Tarhan ; Bu tip uygulamalar hep vardı. Hep olacak. O da hayatın bir gerçeği. Hayatın başka katmanlarında, ortamlarında olan her şey ve tabii ki Sosyal Medyada da olacaktı, oluyor. Buna Social Boobs, Sosyal Memeler diyoruz. Sevsek de sevmesek de ‘’meme her zaman satar…’’



İpek Aral Kişioğlu: Ben gerçek hayatta ne isem, sosyal medya içinde de aynı insanım. Herkesin de böyle olduğunu düşünmek istiyorum. İşte o zaman, özellikle aşırılıklar yapanları gerçek hayatımda nasıl yıpratıcı, tüketici buluyorsam, sosyal medyada da bakış açım değişmiyor. Gerçek hayatımda böyle kişileri yakınımda bulundurmuyorum, sosyal medya araçlarında da onları blokluyorum. İnsanların "hakkımdır, istediğimi yaparım" dediği aşamada, ben de onları ekranımdan silme "hakkımı" kullanıyorum. Bana göre insanlar akılları ile varolmalıdır, cinsel kimlikleri sonra gelir.



Eda Demirel Suner: Takipçi sayısı ne amaçla artırdıklarına bakmak lazım...





Dekatlon Buzz Sosyal Medya Ajansı Genel Koordinatörü ve E-Ticaret Uzmanı Anıl Altaş ise sosyal medya ve kadın birlikteliğini şu şekilde aktarıyor:



“Kadınların gerçek hayatlarında sürdürdükleri alışkanlıkları sosyal medyaya yansıtmaları sayesinde, kendi aralarındaki iletişimin, sosyal medyayı dinleyen bir çok markaya stratejik olarak yaradığı tartışmasız bir gerçek. Artık yeni nesil anneler ve anne adayları, bebeklerine emzik ve biberon almak için kendi annelerine sormak yerine, kadın forumlarında sorularına yanıt arayarak, eticaret sitelerinden ilgili markaların ürünlerini satın alıyorlar. Sosyal medyanın nimetlerini kullanarak kendi markasını yaratıp, Amerika'daki mağazalarda trendy ve dizayn ürünlerini satan Minush'un kurucusu Mine Atalar gibi bir çok başarı hikayesiyle daha sık karşılaşmaya hazır olmamız gereken gurur verici dönemlerden geçiyoruz. Meraklı, titiz, duyarlı ve düzenli yapılarını sosyal medyaya aktaran kadınların paylaşımlarına markaların özel bir ilgi göstermesi gerekiyor, çünkü cüzdanları aslında kadınlar yönetiyor ve sosyal medyadaki aktif, özgürlükçü ve güçlü duruşları yurtdışında ve hatta Mısır'daki son olaylarda olduğu gibi, ülkemizde de her geçen gün artmaya devam ediyor.”



Araştırma sonucunda ulaşılan sonuçlara göre ise kadınlar; duygularını sosyal medya aracılığı ile dışa vurmanı yanı sıra; bu platformdan profesyonel çalışmalarını pekiştiriyor ve yeni iş kollarını kendilerine özgü tarzları ile üretebiliyorlar. Kadınlar kendilerini 0’dan alıp çok iyi yerlere getiren sosyal medyanın hakkını inkar etmezken, gelecekte de bilgi birikimini sosyal medyada taçlandıracak pek çok kadın yıldızın, kendilerine özgü tarzlarıyla internet dünyasında bizi beklediğinden şüphe yok.