Bilişim 04 MART 2011 / 17:16

TÜSİAD ve TBV, internet erişiminin engellenmesine dair analizlerini paylaştı

TÜSİAD ve TBV, internete erişim yasaklarını farklı hukuki disiplinlere göre analiz eden çalışmalarını bir kılavuz kitapçık olarak kamuoyuyla paylaştı.





İnternet dünyasında Youtube’un ardından Google’ın blog barındırma platformu Blogspot'un 5846 fikir ve sanat eserleri kanununun ek 4. maddesine istinaden kapatılmasına uzanan süreç ardından TÜSİAD ve TBV işbirliğiyle “Türkiye’de İnternet Siteleri’nin Erişiminin Engellenmesi Konusunda Farklı Hukuk Disiplinleri Açısından Değerlendirmeler” başlıklı olarak hazırlanan rapor kamuoyuyla paylaşıldı.



Türkiye’de internet sitelerinin erişimin engellenmesiyle ilgili verilen yargı kararlarına dayanarak yapılan mevzuatı temel hukuki kurumlara uygunluğu bakımından yorumlayan çalışma, Ceylan Intercontinental Otel’de TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner ve TBV Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı’nın açılış konuşmalarını yaptığı seminerle paylaşıldı. İnternet sitelerine erişimle ilgili yargı kararlarında dikkate alınması gereken temel hukuki prensibleri inceleyen kitapçık halinde sunulan raporun, erişimin engellenmesi kararlarına konu olabilecek ihlallerin yargı makamları tarafından değerlendirilmesinde özel uzmanlığa çok ihtiyaç olan bu alanda bilimsel bir kaynak olarak dikkate alınması amaçlanıyor.



TÜSİAD: “Yasaklama,çöz!”



Seminerin açılış konuşmasını yapan Boyner, internet erişimi yasaklamalarının demokratik hukuk devleti ekseninde toptan yasaklamaya yönelik değil sorunun çözümüne yönelik olması gerektiğinin altını çizdi. Boyner, TÜSİAD olarak konuya” Yasaklama, çöz” felsefesiyle yaklaştıklarını ve adli ve siyasi otoritelerden sorunun çözümünü beklediklerini dile getirdi.



Boyner sözlerine şöyle devam etti:



“Bildiğiniz gibi birbirinden çok farklı amaçlara hizmet eden binlerce web sitesi şu anda kapalı. İfade özgürlüğünü de kapsayan temel hak ve özgürlükler, anayasamız ve başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere uluslararası sözleşmelerin öngördüğü şartlar dahilinde sınırlandırılabiliyor. Yani hak ve özgürlükleri sınırlandırmanın da bazı sınırları, kuralları var. Burada esas olan bir yandan hak kullanılırken başka kişilerin haklarına zarar verilmemesi, diğer yandan toplumu oluşturan bireylerin yararlarının da zedelenmemesi. Hakkın özüne dokunmamak çok önemli bir ilke. Sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve her şeyden önce ölçülü olması gerekiyor. 2007 tarihli 5651 sayılı internet ortamında yapılan yayınlar aracılığıyla işlenen suçlara ilişkin kanun kapsamında erişimin engellenmesi kararlarına ilişkin suç unsurları belirlenmekte. Bu ve ilgili diğer mevzuatın uygulamasına bakıldığında binlerce yayın barındıran sitelerin tek bir yayındaki suç şüphesi sebebiyle bütünüyle erişime kapatılabildiğini görüyoruz. Oysa biraz önce vurguladığım ölçülülük ilkesi açısından kararın sitenin tamamını değil sadece konusu suç oluşturduğundan şüphe edilen yayının erişimine engel koymakla sınırlı olması gerekli. Aksi takdirde kurunun yanında yaşın da yandığı orantısız ve özgürlüklere aykırı bir uygulamaya maruz kalıyoruz.



Böyle bir ortamda internet sitelerinin erişime konulan yasakların yarattığı etkiler, kişisel hak ve özgürlüklere olduğu kadar ticari hayata da olumsuz yansıyor. Pazarlama, tanıtım ve satış gibi faaliyetlerin kısıtlanması dijital platformda yürüyen ekonomik faaliyete de zarar veriyor. Öte yandan erişimi engellenen sitelerin profilinin çocukların cinsel istismarına yönelik sitelerden ünlü bilim insanlarının internet sitelerine kadar uzanması bilişim hukukunda atılması gereken daha çok adım olması gerektiğini de bize düşündürüyor. Raporumuzda, internet sitelerine erişimin engellenmesini farklı hukuk disiplinleri çerçevesinde incelemeyi amaçladık. Çalışma, yargı kararlarına dayanak yapılan mevzuatı temel hukuki kurumlara uygunluğu bakımından yorumluyor. Bu yorumun yargısal kararlara ne şekilde yansıması gerektiği konusunda tespit ve değerlendirmede bulunuyor. Mevcut yasal düzenelemeler çerçevesinde suç unsuru taşıyan internet sitelerinin hukuki açıdan ne şekilde değerlendirilebileceği konusuna bir yorum getirmek istedik. Kapanan irili ufaklı pek çok sitede ciddi bir mağduriyet sözkonusu. Fikri haklar ihlallerini tasvip etmemiz mümkün değil ancak bütün sitenin kapatılarak binlerce blok sahibinin de ve onları takip eden kişilerin de mağdur edilmesi oldukça uygunsuz bir durum. Bizim raporumuzda da vurguladığımız suç unsuru taşıyan sayfaların münhasıran kapatılması gerektiği ve bu cezaların ölçülülük, oranlılık ilkesine uygun şekilde verilerek tüm sitenin kapatılmaması gerektiğidir.”



TBV: “Sadece ilgili olan 5651 sayılı yasamız değil, ilintili olan tüm yasaların kapsam ve içerik bakımından gözden geçirilmesini şart görüyoruz”



Seminerde 15 yıl önce internetin bir yazar tarafından yapılan sınırsız yapısıyla ilgili yoruma vurgu yapan Eczacıbaşı, internet erişimi ile ilgili sorunların da 19.yy zihniyetiyle değil 21.yy zihniyetiyle çözümünün şart olduğunu belirterek şöyle konuştu:



“Zararlı, erişimin kapanmasına yol açan içeriği kapatmak yerine tüm IP kapatılıyor. Youtube sürecinin aynısını Blogspot’ta yaşayacağı gibi görünüyor. İlgili yasanın gerekli düzeltmeler yapılması gerekiyor. Bütün dünyada internetin sınırları tartışma konusu. Bireysel hak ve özgürlükler nereye kadardır? Nereden sonrasını devlet denetler? sorusu sürekli soruluyor. TBV olarak sorunların 21. yüzyıl zihniyetiyle çözümlenmesi gereğine inanıyoruz. Mevcut yasanın yeniden düzenlenmesi amacıyla bu çalışmayı yürüttük. İnternet kuruluna sunduk.



Sadece ilgili olan 5651 sayılı yasamız değil ilintili olan tüm yasaların kapsam ve içerik bakımından gözden geçirilmesini şart görüyoruz. Erişimin engellenmesi kararı verilecek suçlar uluslararası suç kategorileri çerçevesinde olmalı. Erişimin engellenmesine yönelik verilecek kararlar, içeriğinde hukuki aykırılığın kaldırılması yönünde uyarı içermeli. Erişimin engellenmesi kararı sadece hukuka aykırı içeriğin bulunduğu linke yönelik olmalı.”



TÜSİAD ve TBV’nin önerilerine hükümet tarafından kulak verilmesi gerektiğini belirten Eczacıbaşı, hazırlanan raporun bu alanda yol gösterici olacağını vurguladı.



Rapor bilimsel kaynak oluşturacak



Hazırlanan raporla ilgili olarak raporu hazırlanmasında öncülük eden TÜSİAD Bilişim ve Telekomünikasyon Çalışma Grubu Üyesi Dr. Volkan Dülger, TBV Baş Hukuk Danışmanı Avukat Yasin Beceni’nin sunum yaptığı ve Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Tekin Memiş, İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren katılımı ve TÜSİAD Teknoloji, İnovasyon ve Bilgi Toplumu Komisyonu Üyesi Sait Gözüm’üm moderatörlüğünde bir panel gerçekleştirildi.



Çalışmada yasanın nasıl yorumlanması gerektiğinde odaklandıklarını belirten Dülger, kitapçığın hedef kitlesinin de hakim, savcı ve avukatlar olduğunu dile getirdi. Bilişim suçları hukukunun mutlak surette teknik bir uzmanlık gerektirdiğinin altını çizen Dülger, “Hukukçularımızın elinde bu alanda bir başvuru kaynağı olmasını istedik. Avukat yanlış talepte bulunuyor, savcı yanlış yönlendiriliyor ve yanlış kararlar verilebiliyor. Sadece suç unsuru içeriğin bulunduğu sayfaların kapatılması sağlanırsa ticari faaliyetler de zarar görmez” diye konuştu.



Bilimsel bilginin bu alandaki rolünü arttırmak amacıyla çalışmayı gerçekleştirdiklerini ifade eden Beceni de, "Erişimi engelleme kararlarını anayasa hukuku, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, ceza hukuku, hukuk usulü, kişilik hakları ve fikri haklar bakımından çalışmada doğru soruları sormaya gayret ettik” dedi.





"Kanun tepki kanunu olarak şekil değiştirdi"



Panel konuşmacılarından Memiş dünyada internetin sınırlanması konusunda kanunların ve doğru ve yanlış uygulamaların bulunduğunu belirterek, çözümün en iyi olanın tasarlanmasıyla oluşacağını belirtti. 5651 no’lu yasanın Almanya’dan örnek alınarak yapılandırıldığını, ancak çocuk pornosu konusu nedeniyle tepki kanunu olarak şekil değiştirdiğini ifade eden Memiş de: “ Erişimin engellenmesine ilişkin ilkeler tespit edilmeli. Bütün kanunlar uyumlu hale getirilmeli. İhtiyatı tedbir kararlarını nihai karar olduğu unutulmamalı bu yolla site kapatılması temyiz yollarını da kapatıyor”diye konuştu. Panelistlerden Ergin de, yargı üyelerinin de uluslararası alandaki değişimi izlemesi ve nosyonlarının da bu yönde gelişmesi gereğine de dikkat çekti.



İnternet Kurulu’nun üç dönemdir toplantısını 5651 maddesiyle yaptığını belirten Özeren, uygulama hatalarının düzeltilmesinin şart olduğunu vurgulayarak bilirkişi mekanizmasını işletebilecek noktada bu çalışmanın rehber kitap niteliğinde olacağını ifade etti. Çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Özeren, halkın kullanımı ve bilinçlenmesi için de 44454 46 no’lu “Güvenli İnternet Çağrı Merkezi” hattını devreye aldıklarını belirterek bunun tüm sorunların yargıya taşınmasını da azaltacağını ifade etti.