Bilişim 25 AĞUSTOS 2015 / 10:26

Savaş metotları değişiyor

Kendini onaran zırhlar, hızlı yara tedavileri, sürate göre şekil alan kanatlar, hipersonik uçuşlar, arızayı tespit eden gözlükler… Bilim kurgu filmlerinin bir parçasıymış gibi duran bu teknolojiler yakın zamandaki savaşların ve orduların birer parçası olacak.



Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın iştiraki olan STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş, geleceğin harp sahasının analizini yaptı. Geleceğin savaşlarının hangi sahalarda yoğunlaşacağını, hangi teknolojilerin savaş alanlarına girmeye başlayacağının analiz edildiği makalede çarpıcı tespitler yer alıyor. Makalede, iletişim teknolojilerinin gelişmesi, jeopolitik gelişmeler ve devlet dışı aktörlerin (örgütler, mikro milliyetçilik, terörizm) ön plana çıkmasıyla savaşların yeni taktik ve sistemlerle yapılması gerektiğinin altı çiziliyor.

Günümüzde özel kuvvetler personelleri, muharip pilotlar, radar operatörleri gibi farklı sınıflardaki askerlerin eğitim ve tecrübeleri için gereken zaman, altyapı ve bütçe pek çok modern orduyu zorlayıcı seviyelere geldiği belirtiliyor. Bunun da söz konusu personelin çatışma sırasında karşılaşacağı fiziksel ve ruhsal risklere karşı korumasının üst seviyeye çıkartılması ihtiyacını doğurduğu belirtilen çalışmada şunlar kaydediliyor:

“Savaşın açık arazi ve meydanlardan şehir, orman, dağlık bölge gibi zorlayıcı ortamlarda, asimetrik tehdit unsurlarına karşı icra ediliyor olması; silahlı kuvvetlerin daha az sayıda personel barındırmaya başlaması, münferit asker üzerindeki psikolojik ve fiziksel yükü artırmıştır. Buna, gelişen teknoloji ile sayısı ve çeşitliliği artan iletişim, hedefleme, komuta – kontrol ve silah sistemleri de eklenince, askerin maruz kaldığı yük, sadece özel eğitim ve idmanlarla kaldırılabilir olmaktan çıkmaya başlamıştır. Bu kapsamda, önümüzdeki dönemde yaralanma ve travmaları hızla tedavi edebilecek; askerin ortam şartlarına uyum sağlamasını kolaylaştıracak; çeviklik, güç ve psikolojik durumunu artıracak takviye çözümlerin artması beklenmektedir.”

Nanoteknoloji ve sanal gerçeklik

STM’ye ait makalede Nanoteknolojinin ve akıllı malzeme alanlardaki gelişmelerin, kendi kendini onarabilen, şekil hafızalı, ısı ve benzeri koşullara göre kendini uyarlayabilen malzemelerin üretilmesini mümkün kıldığı da belirtiliyor. Bu sayede hasar aldığında kendini onarabilen zırhlar, yüksek mukavemeti düşük ağırlık ve hacimde sağlayan plakalar ya da sürat ve irtifaya göre en uygun formu alabilen uçak kanatlarının üretimi söz konusu olabileceği vurgulanıyor.

Üç boyutlu çıktılar savaş sahasına girecek

Yeni bir sanayi devriminin öncüsü olarak sunulan üç boyutlu üretim teknolojilerinin harp sahasına girmeye başlayacağının belirtildiği çalışmada şu tespitler yer alıyor:

“Bu teknoloji, tasarımdan üretime tüm endüstriyel süreçlerin otomasyonunu sağladığı için, uzaktan üretim, insansız fabrika gibi konseptlerin geliştirilmesini sağlamıştır. Bu sayede söz gelimi ordular ileri harekât bölgelerinde ihtiyaç duydukları yedek parçaları hızla üretebilmekte; ikmal hatlarının karmaşıklığından kurtulmaktadırlar.”

“Dördüncü Nesil Savaş” olarak adlandırılan yeni yaklaşımın çok daha küçük, hareket kabiliyeti yüksek, ağ merkezli bir yapıda birbirine bağlı birliklerin; siyasi, ekonomik ve sosyal harekâtların bir parçası olarak kullanılacağı da makalede belirtiliyor.

Bilişim ve iletişim teknolojilerinin (BİT) özellikle 20’nci yüzyılın son çeyreğinde hızlı bir gelişme kaydettiğinin altı çizilirken şu önemli noktaya dikkat çekilmekte:

Her şeyde bir bilgisayar bileşeni var

“BİT alanındaki gelişmeler, askeri ve sivil neredeyse tüm sistem ve araç gerecin birer bilgisayar bileşeni taşıması sonucunu doğuruyor. BİT alanındaki gelişmeler, bilgisayarların işlem kapasitelerinin artması ile 3 boyutlu sanal gerçeklik çözümleri askeri ve sivil alanda giderek daha yoğun olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu teknolojiler, çok riskli görevlere hazırlık maksadıyla personelin eğitim yapmasını ya da muhtemel harekât ortamlarına yönelik sanal laboratuvar olarak kullanılmasını sağlamıştır. Modelleme ve simülasyon teknolojileri, eğitim, karar destek, durum analizi gibi kullanım alanlarında katma değer yaratmıştır. Örneğin bir bakım personeli, giydiği sanal gerçeklik gözlüğü ile baktığı motor parçasındaki arızalı aksamı tespit edebilmekte, bu aksamın tamir ve değiştirme prosedürlerini gözünün önüne getirebilmekte, elde ettiği bilgileri ağ ortamında paylaşabilmektedir.”

Çalışmada, yakıt ve güç sistemlerinde kaydedilecek gelişmeler ile 24 saat ve daha fazla sürelerde kesintisiz görev yapan insansız platformlar veya yakıt ikmaline ihtiyaç duymadan çok uzun mesafeleri kat edebilen füzeler gibi sistemlerin geliştirilmesinin artık mümkün olduğu da belirtiliyor. Bu alandaki bir diğer güncel çalışma konusu, sesin 4 – 5 kat ve daha fazla süratinde uçan, hipersonik hava araçları olduğu tespiti yapılırken bu füzeler ile dakikalar içinde binlerce kilometre mesafede bir hedefin vurulmasının mümkün olduğu kaydedildi.

Makalenin tamamına bu bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.