Bilişim 23 OCAK 2012 / 16:51

Önümüzdeki 10 yılda iş dünyasını değiştirecek 6 teknoloji trendi

Frost & Sullivan, önümüzdeki beş yıla damgasını vurarak iş dünyasının önceliği haline gelecek altı teknoloji trendini açıkladı.  İlk sırada şaşırtı olmayan bir şekilde bulut bilişim yer alırken, video konferans, mobillik, birlikte çalışabilirlik, BT'nin tüketiciye uyarlanması ve sosyal medya diğer trendler olarak araştırmada yer alıyor.



Araştırmaya göre bulut bilişim, video konferans, mobillik, birlikte çalışabilirlik, BT'nin tüketiciye uyarlanması ve sosyal medya, şirketlerin rekabet güçlerini sürdürebilmeleri için sektörel gelişmelere yön verecek teknoloji trendleri arasında öne çıkacak.

Araştırma ve danışmanlık kuruluşlarından Frost & Sullivan, gerçekleştirdiği küresel araştırmanın sonuçlarına dayanarak bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin giderek daha fazla önem kazanacağını, iş dünyasının doğru stratejiler geliştirebilmeleri için söz konusu teknoloji trendlerini göz önüne almaları gerektiğini vurguluyor.

Bulut bilişim: İhtiyaçlara göre dikkate alınmalı

Bulut bilişim, iletişim sorunlarının tamamını çözümlemediği gibi kamu ve özel bulut bilişim hizmetleri arasında karar verme, çok aboneli ve özgül sistemlerin yanı sıra güvenlik, servis seviyesi anlaşması (SSA) ve yönetimsel faktörler de dahil olmak üzere kendi sorularını beraberinde getiriyor.

Analistleri, belli başlı ticari ürünlerin iletişimine bulut bilişim üzerinden erişim sağlamanın şirketlere para ve kaynak açısından tasarruf sağlayabileceğini belirtirken, bulut üzerinden birebir konferans, sohbet, görüntü ve sosyal kurumsal yazılım da dahil olmak üzere tam bir iletişim setinin oluşturulmasının kolay olmayacağını belirttiler. Ayrıca yüksek maliyete de değinerek, sistemin oturmasının zaman alacağını vurguladılar. Uzmanlar, bulut bilişimin önündeki en büyük engelin, uygulamanın sektörde benimsenmesi için gereken değişimin ve alt yapının meydana gelmemiş olmasını gösteriyorlar.

Video konferans sesin yerini alabilecek mi?

Analistleri, HD teknolojisinin büyük bir gelişim halinde olduğunu belirtiyorlar. Bu gelişimle birlikte, video konferansı için yeterince kalite yansıtmanın yanı sıra, günlük yaşamda kullanılmasına da olanak sağlıyor.



Analistler, video konferansın uzaktan ya da evden çalışan personele sahip kuruluşlar ile dünyanın her yerinde küresel şirketlerin üst düzey yöneticilerine kolaylık sağladığını, ancak önceliklerin şeçiminde dikkatli olunması gerektiğini dile getiriyorlar.

Mobillik: Her şeyi değiştiren iş tarzı

Uzmanlar, artan sayıda mobil çalışan için akıllı telefon, tablet gibi her kategoriden cihazın temin edilmesi, bu sayede şirketin gereken yazılım ve donanıma sahip olmasını, kimlik kontrolü, uygulama ve ağ trafiğiyle birlikte çalışanın işten ayrılması halinde veri erişiminin kontrol ve güvenliğinin sağlanmasının şirketler açısından bir seçenek olduğunu ifade ediyorlar. Dezavantajının ise bilişim bütçesinin önemli ölçüde şişmesi olacağı belirtiliyor. Çalışanların kişisel cihazlarının kullanması bi çözüm olarak görünse de tek cihaz üzerinde “çok” kimlik görünmesinin, güvenlik açısından sıkıntılar doğuracağını ifade ediyorlar.



Birlikte çalışabilirlik: Sistem uyumlu olmalı

BT yöneticileri, kurumsal iletişimi ileri noktalara taşımak için ağlar ve uygulamalar arasında birlikte çalışılabilirliği sağlayabilen standartlara özel bir önem atfediyorlar. Kurumsal telefon ağı (PSTN) ve elektronik posta bu doğrultuda işlev görüyor.



Analistlere göre bu konudaki gerçek sorun, kişisel tasarım bakımından kısır ve tek düze görünen iş modelinden kaynaklanıyor. Öte yandan birlikte çalışabilirlik ve entegrasyon arasında da farklılıklar göze çarpıyor. Konferans, ses ve gerçek zamanlı katılım sistemleri aracılığıyla idari departman uygulamaları verimli kıldığı belirtilerek önümüzdeki birkaç yıl içerisinde pazarı yeniden şekillendireceği olası görülüyor. Ancak yine de, iletişim araçlarının birbirleriyle 'konuşturulmasını' hedefleyen birlikte çalışabilirlik için bir çözüm oluşturmadığı vurgulanıyor.

BT'nin tüketiciye uyarlanması: Herkesin kullandığı teknolojiden yararlanmak

Analistler, bilişim departmanlarının kitlesel teknolojiyi kontrol etmekle uğraştığını, fakat aslında çalışanların "tüketici teknolojisini" işyerinde kullanmalarının üç temel alanı olduğunu ileri sürüyor. Bunlardan ilki akıllı mobilite trendinde de belirtildigi gibi akilli telefonlar ve daha az ölçekte kullanılmakta olan tabletler.

İkincisi ise Skype ve tüketici iletişimine yönelik diğer hizmetleri kapsıyor. Birçok çalışan uluslararası aramalar için Skype'yi ve video konferansı giderek daha yaygın şekilde kullanıyor. Bu durum tasarruf sağlasa da güvenlik ve yönetim risklerine yol açabiliyor.

BT'nin tüketiciye uyarlanması trendinin üçüncü ayağını ise sosyal medya oluşturuyor. Çalışanlarla daha güçlü ilişkiler kurmak, bilgiye ulaşarak paylaşmak için Facebook, Twitter ve diğer sosyal medya uygulamalarından yararlandıkça, şirketlerine bambaşka bir ortak çalışma dünyasının kapılarını da açıyorlar. Frost & Sullivan'a göre şirketler, tüketici hizmetlerinin kullanımına ilişkin politika ve prosedürler belirleyerek, aynı zamanda şirketin sosyal yazılımının ticari süreç ve işbirliğini geliştirebilecek alanları da dikkate almaları gerekiyor.

Sosyal medya: Müşteri hizmetleri için sınır tanımayan mecra

Uzmanların, Kuzey Amerika'da 200 üst düzey yöneticiyle gerçekleştirdiği araştırma kapsamında, ankete katılanların yaklaşık yarısı şirket bünyesinde sosyal medyanın kullanıldığını, yüzde 41'i ise kişisel olarak kullandığını belirtiyor. Katılımcılar sosyal medyanın değer taşıdığını ifade ederek, yüzde 24'ü bunun nedeninin müşteri hizmetlerinin geliştirilmesi, yüzde 20'si coğrafi olarak dağılan takımlar arasında işbirliği ve verimliliğin artması, yüzde 10'u ise çalışanların hareketliliğin artması şeklinde değerlendiriyor.



Analistler sosyal medya trendine ilişkin olarak, tüketici sosyal ağlarını dış müşteri etkileşimi için kullanmaya başlama yönünde şirketlere tavsiyede bulunuyorlar. Örneğin Twitter'da şirketin tanıtımı için bir uzmanın görevlendirilmesi ve kurumsal bir Facebook sayfası oluşturup güncel tutmanın yarar sağlayacağının altını çiziyorlar. Bununla birlikte kurumsal sosyal yazılıma, çalışanların sanal ve gerçek dünyanın sınırlarına bağlı kalmaları ve ihtiyaç duydukları bilgi, beceri ve uzmanlığı sağlayan bir araç gözüyle bakmaları gerektiğine vurgu yapıyorlar.