Bilişim 15 AĞUSTOS 2011 / 12:58

BTK ve İnternet Kurulu katılımcı, saydam, bilimsel olmalı ve interneti savunmalıdır!

İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı Mustafa Akgül'ün, BTK'nın yürürlüğe girecek olan güvenli internet uygulamasına dair bir bildirisi elimize ulaştı. Biz de sizlerle paylaşıyoruz.



Mustafa Akgül'ün paylaştığı bildiri şöyle:
Bilindiği gibi 22 ağustosta uygulanması planlanan “Güvenli İnternet” yönetmeliği kozmetik değişikliklerle 3 aylık bir deneme süresi sonrasında uygulanmaya başlayacaktır. Uygulamayı “Sansür” olarak niteleyen ve 15 Mayıs'ta bütün Türkiye'de protesto yürüyüşü yapan binlerce yurttaşın görüşleri her zamanki gibi göz ardı edilmiştir. Ana görevinin internetin önünü açmak olması gereken BTK ve İnternet Kurulu'na sansürü değil, interneti savunmaları gerektiğini hatırlatıyor ve onları saydam, katılımcı ve bilimsel çalışmaya davet ediyoruz.

5651 nolu yasanın getirdiği BTK'nın katalog suçlar kapsamında değerlendirdiği, internet sayfaları için uyguladığı yargısız infazın mevcut anayasamıza aykırı bir hukuk faciası olduğu belirtiyoruz. Getirilen yeni yönetmelik bunu genişletecek ve muhtemelen bir “İnternet Muzır Kurulu”nun ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

“Güvenli İnternet” yönetmeliği, böyle bir uygulamanın etki ve sonuçlarını inceleyen bir yapılabilirlik raporu hazırlayarak, bu raporun açık ortamlarda bütün tarafların katılımıyla tartıştıktan sonra katılımcı bir şekilde yapılması gerekirdi. Daha önce 5651 hakkında 2 kere geniş katılımlı çalıştaylar yapıldı, ortaya çıkan sonuçların hiçbiri uygulanmadı. Bu sefer de, bu yönetmeliğin yapılmasına müdahale etmiş olması gereken İnternet Kurulu, Bakanın önerisi üzerine bir çalıştay toplamış, ama İnterneti savunmak yerine BTK'nın halkla ilişkiler ekibi olarak çalışmayı seçmiştir.

Ortaya çıkan yönetmelik, zaten interneti anlamayan bir felsefenin ürünü olan, “Yurt içi” profilin kalkması, ve BTK'ye olur veren “İnternet Muzır Kurulu” olması endişesini barındırdığımız, “Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Grubu” dışında bir yenilik getirmemektedir. Çalışma kurulu ilkeleri belirleyecek, listeleri BTK oluşturacaktır.

Çalışma Grubu yönetmeliği belli değildir ve ilkeleri belirtilmemiştir. Bürokratik ağırlıklıdır, üyelerin nitelikleri yeterli detayda belirtilmemiştir. Sansür uygulamasına eleştirisel bakacak unsurlar dahil edilmemiştir. İnternet Servis Sağlayıcıları, Girişimcileri ve yurttaşı/tüketicileri temsil eden örgütler Çalışma Grubuna dahil edilmelidir. İnternetin gelişen boyutlarını bilen ve temsil eden, iletişim, oyun, sosyal medya gibi alanların uzmanların dahil edilmesi gerekirdi. Sosyolog, psikolog ve pedagoji uzmanlarını, bu konularda önde gelen sivil toplum örgütleri eliyle seçilmesi, doktoralı ve konularda araştırma yapıyor olması, ve öz geçmişlerinin kamuoyu denetiminden geçmesi, internetin temsil ettiği, AB Standardı yönetişim ilkeleri gereğidir.

Bu çalışma grubu, saydam bir şekilde çalışmalı ve kamuoyuna açık ortamlarda bilgi vermelidir.

Güvenli İnternet İstenmeyen içeriği yasaklamakla sağlanamaz!

Güvenli İnterneti, internetdeki sakıncalı bulunan içeriklere erişimi engellemekle eşdeğer gören bir anlayış, interneti kavrayamayan bir bakış açısının yansımasıdır. İnternet devrimsel bir değişmedir. Sürekli gelişen, değişen uluslararası bir olgudur. İnternette zararlı bulunan içerikle mücadelenin yanında, internetin gelişmesini engellemek endişesi gözününe alınmalıdır. İnternet güvenliği, karmaşık, ciddiye alınması gereken, ulusal strateji gerektiren bir konudur. Güvenli internet, tüm yurttaşları, tüm firmaları ve kurumları ilgilendiren, sürekli eğitilmesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi gereken bir konudur.

Ülkemizin, internet ve bilişim eğitimi konusunda tutarlı ve kapsamlı bir planı veya politikası olduğunu söylemek mümkün değildir. İlkokullarda verilen bilgisayar eğitimi azaltılmakta, seçmeli hale getirilmekte, Fatih projesiyle bilgisayar laboratuvarları kapatılmaktadır. Bizim temel bilişim ve internet kültürünü tüm topluma vermenin çok ötesinde, her gence bilgisayar biliminin temellerini değişen seviyelerde tüm öğrencilere vermemiz gerekir. Türkiye iyi bir kullanıcı olmanın çok ötesini, bilgi toplumu olmayı hedeflemelidir.

Filtre Bir Haktır, Devlet Yaparsa Sansürdür

Bireylerin istemedikleri nesnelerin görünmesini engellemesi bir yurttaşlık hakkıdır. Ama devletin vatandaşlarının neyi görüp göremeyeceği belirlemesi, beyaz ve kara liste hazırlaması, bunu bürokratik bir kadronun yapması sansürdür. Demokratik hukuk devletinde kabul edilemez. Buna uygun mevzuatın olması, devlet filtresinin hukuk dışı olması gerçeğini değiştirmez. Devletin, bir bürokratik kadro yoluyla, yargılama ve mahkeme kararı olmadan, internet web sitelerini yasaklaması, ülkemizin taraf olduğu uluslarası hukuk kurallarına aykırıdır. BTK, ticari kurallar koyduğunun farkında değildir.

Bugün dünya üzerinde 460 Milyon web vardır. BTK hangi insan gücüyle, hangi bilimsel yetkinlikle, hangi demokratik yetkiyle bu 460 milyon web arasında beyaz ve kara liste oluşturacaktır? Ortaya çıkacak haksızlıkları nasıl telefi edilecektir?

Çocuk profili, çocukların girebileceği web adresleri listesidir. Peki bu liste ülkedeki değişik sosyokültürel gruplara, farklı gelişim seviyesindekilere nasıl hitap edecek? Hangi dilleri esas alacak ? Çocuk profilinin pedofiller için bir av ortamı olması tehlikesinin sorumluluğunu alan olacak mı? Gençler, bilgisayar konusunda anne ve babalardan daha yeteneklidir. Şifreleri kırıp anne ve babalarını atlattıklarında, BTK anne babalara ne diyecektir?

BTK bu konuda bir şeyler yapacaksa MEB ile işbirliği yapıp Türkçe içeriğin artmasına katkıda bulunsun. Portallar oluşmasına yardımcı olsun. Kişisel bilgisayarlarda kullanılabilecek filtre yazılımları açık kaynak olarak üretsin, yarışmalar yapsın, ortaya çıkan iyi seçenekleri ücretsiz dağıtsın, eğitimlerini versin. Anne ve babaların bu konudaki eğitimine katkıda bulunsun.

Devletin hangi yolla olursa olsun, mahkeme kararı olmadan, beyaz ve kara liste oluşturması yanlıştır. Esas olan yurttaşın kendi listesini kendisinin belirlemesidir. Devlet, Sivil Toplum Kuruluşları, üniversiteler öneriler oluşturabilir. Yurttaşın özgür iradesiyle kendi filtresini belirlemesi esastır. Demokratik, hukuk devletinde işin doğrusu budur.

Özel sektör ücreti karşılığında filtre seçenekleri sürebilir. BTK'nın görevi bunu teşvik etmektir. Deli dumrul felsefesiyle bu hizmeti ücretsiz verilmesini emretmesi, liberal ekonomi ilkelerine terstir. Devletin, yurttaşı eğitmesi, ona alternatif yazılımlar dağıtması anlamlıdır. Ama, kendi belirlediği tek tip listeleri dayatması demokratik ve hukuki değildir; hukukun evrensel ilkeleri ve ülkemizin imza attığı uluslararası anlaşmalara karşıdır.

Filtreleme Dünyanın Terk Ettiği bir Uygulamadır!

Filtreleme ile istenmeyen içeriği engelleme arzusu çok eskidir. Ama, bugün BTK'nın önerdiği yöntemi uygulayan hiçbir gelişmiş demokrasi yoktur. Son yayınlanan AGİT raporu bunu belgeliyor. Türkiye 5651 ile dünyaya örnek olmaya soyunmuştu. 5651 ile başlayan Türkiye'nin İnternetle savaşı, “DonKişot, Devekuşu ve Harakiri” metaforlarıyla anlattığımız trajikomik bir hale dönüşmüştür. En trajik olanın ise, 2.5 yıl süren Youtube yasağının, bir devlete yakışmayan, “Hülle” ile çözülmesidir. Yıllardır yasağa neden olan videolar hala duruyor, mevzuat aynen duruyor, ama biz hukuk mevzuatını kandırmanın yolunu bulduk.

Bu filtreleme de benzeri trajedilere gebedir.

Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakçı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten bir toplum yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı, sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK'nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiyenin AB projesiyle, dünyayla bütünleşme çabalarına, "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" dedirtecek kadar ters düşmektedir.

BTK'nın bu sansürcü refleksi sürdürmesinin en büyük zararı, İnternet gündemimizi bu tür göreceli marjinal konular almasıdır. BTK'nın ana işi olan, telekom ve internet sektöründe adil rekabetin olmayışını artık tartışmıyoruz bile. Ülkemizin Bilgi Toplumu Stratejisi, uygulamaları, Bilişim İnsan gücü eksiği, temel bilişim eğitimi gibi konuları, e-devlet uygulamalarını, bilişimin stratejik önemini, özgür yazılımı, internet ve demokrasiyi tartışmamızı engelliyor.

Bilgiye erişim ve İnternete erişim artık anayasalara giren temel bir yurttaşlık hakkı haline gelmekte. Bütün dünyada geniş kitleler, bilgiye erişim, saydamlık, katılım ve refahtan pay istemektedir. İnternet bunun ortamını sağlamaktadır. Gelişmiş demokrasi için sansürsüz internet bir ön koşuldur. Ülkemiz, dünya bilgi toplumu yarışında geriye düşmektedir.

Gelin, İnterneti kendimizi geliştirmek, birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, toplumsal denetimi artırmak, demokrasimizi geliştirmek, ülkemizi geliştirmek için kullanalım!

Uygulanan yasaklar ve getirilmeye çalışılan filtreleme sistemi, demokrasimizin gelişme düzeyi ve ülkemizin bilgi toplumu düzeyini belirleyecektir.

İnternet yaşamdır, sansürlenemez!