Bilişim 09 EKİM 2012 / 15:15

Bir profesyonelin kaleminden: "Sonraki adım" aslında nedir?

Bir profesyonelin kaleminden: "Sonraki adım" nedir?

11-13 Eylül 2012 tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştirilen ve ana teması “Sonraki Adım” olan ICT Summit Eurasia - Bilişim Zirvesi etkinliğine dair Bilişim Yöneticisi Seval Uzunal'ın izlenimlerini sizlerle paylaşıyoruz. 



Bilişim Zirvesi'nde her konuşmacı sonraki adımı kendi alanı ve gözünden yorumladı. Benim izlenimim, adeta sözleşmişler gibi “Sonraki adım” olarak iki sözcükte birleştikleridir.

Konuk konuşmacılardan Charles Eisenstein, teknolojinin tarihsel gelişiminin yarattığı değişiklikleri özetlerken yok olan doğal yaşama dikkat çekerek, teknolojiyle yaşamın gereklilikleri ve doğa arasındaki dengeyi kurmamızın öneminin altını çizdi. Dominic Thurbon, sadece bilişim alanı değil, iş süreçlerimizin herhangi bir adımında yapılacak değişikliklere bakışımızın nasıl olması gerektiğini örneklerle vurguladı. Dr. Jeong-Hoon Kim, Bell laboratuvarlarındaki yenilikçi araştırmaların sonucunda bilişimde, parçaçık esaslı bilişim (quantum bilgi işlem) gibi, yepyeni çözümlere doğru yol aldığımızı aktardı. Bum-Coo Cho, eğitimle bilişimin buluşturulmasının getirilerini ve gereklerini belirtti. Ralph Langner, bilişimin yaygın kullanımının doğurduğu güvenlik zayıflıklarının varacağı boyutlar ve bunları önlemek için yapılması gerekenler üzerinde konuştu.

Bu konuşmaların işaret ettiği sonraki adım, aynı iki sözcükte buluşuyor. Yalnızca bu konuşmacılar değil, izlediğim diğer oturumlar da aynı dönüşüme işaret ettiler. Dünyada, bugün için eşi olmayan, kapsam, yatırım ve büyüklük açısından görkemli FATİH projesi için yapılan özel oturum hariç. FATİH kapsamında sonraki adım olarak aynı iki sözcüğe götürecek her şey vardı ama, dile gelmedi.

Sayısal oyunlar oturumunda, bilgisayar oyunlarının bir spor olarak bakanlığa bağlı yapılanmasından daha çarpıcı olan, sayısal oyunun sonraki adımlarda iş yapış şekilleri, eğitim ve toplum üzerindeki etkileriydi.

Reklam ve pazarlama alanında yeni yaklaşımların anlatıldığı oturumda, özellikle sosyal medyada beğeni toplayan, kişilerin özgür iradeleri ile yayılan tanıtımın, alışılageldik tanıtım anlayışıyla kesişmeyen algısal boyutların ipuçları verilirken, sonraki adım olarak yine aynı iki sözcüğü işaret ediyordu.

Yaygınlaşması 2000'li yıllarda başlayan e-posta yoluyla iletişimin kurumsal ölçekte yarattığı çöplüğe dur demenin zamanı geldi de geçiyor. Bunu kurumsal ölçekte yapacak araçlar artık pazarda var, ama yeterince olgunlaştılar.

Z kuşağı e-posta değil, yeni nesil paylaşım ortamlarını yeğliyor. Kurumlar çalışanlarına uyumlu ortamlar sunmaktan daha önemli olarak kurumsal veriyi kaybetmemek adına bu dönüşümü yapmak zorundalar. Orhan Akbulut, konuşmasında “Sıfır e-posta” diyerek bu gerekliliğe işaret etmekle kalmadı, 2012 Londra Olimpiyatlarının teknoloji altyapısını oluştururken e-posta kullanmadıklarını da söyledi. Sıfır e-posta, sonraki adımda yine aynı iki sözcüğe götürüyor bizi.

Zirvede konuşulanlar arasındaki “giyilebilir bilgisayar”, mobil olmanın merkezine oturacak gibi görünüyor. Akıllı aletleri, binaları kısmen deneyimledik ancak akıllı yerleşimler çok daha hızla yaşamımıza girmek zorunda.

İki sözcük: Davranışlarımızı değiştirmek

İzleyebildiğim oturumlardan süzdüğüm iki sözcük, bilişimde sonraki adımı işaret ediyor: Davranışımızı değiştirmek.

Davranışımız, sezgisel algılarımızdan başlayıp, bireysel veya kurumsal iş yapışımıza, kimi alışkanlıklarımıza, doğru bildiklerimize, kültürümüzün köklerine kadar yaşamın her alanını kapsıyor.

Bu kapsam, geçmişte yaptığımız veya yorumladığımız her şeyin yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle teknolojinin gelişiminde doğayı göz ardı ederek edindiğimiz tüketme alışkanlıkları sonucu en temel varlıklarımız olan su, hava, toprak ve yaşadığımız gezegen üzerinde oluşturduğumuz kirlenmeye, yıkıma bakın. Sezgisel algıyı değiştirerek kültürel kökleri değiştiren dönüşümlerin de onarılamayacak kayıplara, hasarlara yol açabileceğini akıldan çıkarmamalıyız.

Evet, sonraki adım davranışımızı değiştirmek ama, teknoloji adına yok ederek değil. Doğayla uyumlu, insana uyarlanmış, temel yaşam ihtiyaçlarımıza odaklı olarak değiştirmek.

Davranışımızda yapacağımız değişikliğin eğitimde, savunmada, sağlıkta, güvenlikte, üretim ve tüketimde, yerleşimde, ulaşımda, eğlencede, sürdürülebilir doğal uyumu sağlayacak şekilde olması gerekiyor.

FATİH projesi ve cevapsız sorular

O oturumda ne yazık ki yetkili yoktu. Oysa aklımda birçok soru vardı. Projenin bir genel yönetmeni var mı, kim hangi alt alanlar belirlenmiş, onları kim yönetiyor, hangi hedefler konulmuş, ara değerlendirmeler ne zaman ne kapsamlarda yapılacak, pilot uygulama bölge ve içerikleri var mı, varsa nedir, bilişim altyapısı nasıl olacak, içerikler ve yönetim yazılımları hangi kaynaklarla oluşturulacak, telif hakları, bilimsel yeterlik, pedagojik uygunluk nasıl sağlanacak?

Bu soruların cevapları hala belirsiz. Yalnızca ürün sağlayıcı adaylarının konuştuğu oturumda “Tablet eve gidecek mi? İnternete ulaşacak mı?” soruları aşılamadı.

Oysa FATİH projesine haklı ve doğru bir ilgiyle bakan bilgisayar oyun yazarlarıyla yeni pazarlama yöntemlerini irdeleyen reklam yazarları kendi oturumlarında konunun donanım (tablet, akıllı tahta) odaklı algılanmasının yanlış olduğunu, asıl içeriğe odaklanmanın gerektiğini söyleyiverdiler.
Seval UZUNAL kimdir?

Trabzon'da doğdu. Üniversitede akademik olarak başladığı bilişim uzmanlığını özel sektöre geçerek, süreç iyileştirme, uygulama geliştirme, eğitim, satış, sistem tasarımı, güvenlik, yöntemler, bilişim altyapıları kurulumu, kurumsal iş uygulamaları, büyük projelerin yönetimi alanlarında sürdürmüş bilişim yöneticisidir.