Bilim 10 ARALIK 2010 / 10:30

Telekomcular, üstadlarını andı

Telekomcular Derneği, Manastırlı Telgrafçı Hamdi Bey'i ölümünün 65. yılında da unutmadı.

Telekomcular Derneği, Manastırlı Telgrafçı Hamdi Bey'i ölümünün 65. yılında da unutmadı.

Hamdi Bey, 1891 yılında Manastır’da dünyaya gelmişti. Bu nedenle Manastırlı Telgrafçı Hamdi Bey diye anılmıştır. Hamdi Bey, 1911 yılında Dere-i Bala Kasabası’nda telgrafçılığa başladı. Sırp işgali üzerine İstanbul’a göçen Hamdi Bey, 1919’da İstanbul Merkez Postanesi’nde telgraf memuru olarak göreve başladı.

16 Mart 1920 günü, İngiliz zırhlısından çıkan silahlı İngiliz birlikleri Harbiye Bakanlığı'nı bastı. İngiliz askerleri, Beyazıt'daki Şehzadebaşı Direklerarası'nda bulunan Kafkas Tümeni'ne bağlı birliğin karagah ve mızıka erlerinin kaldığı koğuşa sabah 05.45'de girdi. Koğuşta uyuyan erlere ateş açarak 6'sının ölümüne ve 10'unun yaralanmasına sebep olan olayı Telgrafçı Hamdi Bey Ankara'ya Mustafa Kemal Paşa'ya bildirdi.

Zaman zaman işgali naklen Ankara’ya ve Mustafa Kemal Paşa’ya bildiren Telgrafçı Hamdi Bey, telgrafhanenin de basılmasına kadar işgal ile ilgili edindiği her türlü ayrıntıyı bildirmeye çalıştı. İşgalden sonra, Ankara’ya ulaşmayı başarmış ve Gazi’nin talimatı ile Ziraat Okulu’ndaki Heyet-i Temsiliye Karargâhı’na kendisi için kurulan telgrafhanede milli mücadeleye katıldı.

Daha sonra Hamdi Bey İsmet Paşa’nın yanına, telgrafçı olarak atandı. Bu görevi sırasında I. ve II. İnönü zaferlerini de karargâhtan Ankara’ya ulaştırmayı başardı. Cumhuriyetin ilanından sonra, Ankara Yenişehir Postanesi Müdürü olan Hamdi Bey, sonrasında sağlığının bozulması üzerine, kendi isteğiyle Konya İstasyonu’na birinci sınıf memur olarak atanmış ve bu görevdeyken de emekli oldu.

Soyadı yasası çıktıktan sonra Gazi, İstanbul’un işgali sırasında gösterdiği yararlılığın hatırasına Manastırlı Hamdi Bey’e, ‘Martonaltı’ soyadını vermişti. Milli Mücadele’nin cesur telgrafçılardan, İstiklal Madalyası ile onurlandırılmış Manastırlı Ahmet Hamdi Martonaltı 9 Aralık 1945 günü Konya’da vefat etti.

Mustafa Kemal Atatürk, Telgrafçı Hamdi Bey'in fedakarlığının önemini 1927 yılında okuduğu Nutuk'ta anlatmış ve kendisini onurlandırmıştı.

"Bu hamiyetli ve cesur Manastırlı Hamdi Efendi olmasaydı İstanbul’da geçen bu acı olayları öğrenmek için, kim bilir ne zamana kadar bekleyip duracaktık. İstanbul’da bulunan nazır, milletvekili, komutan ve teşkilatımız adamları içinden, bir kişinin çıkıp da, zamanında bize haber vermeyi düşünememiş olduğu anlaşılıyor. Demek ki hepsini heyecan ve çarpıntı kaplamıştı. Bir ucu Ankara’da bulunan telin İstanbul’da bulunan ucuna yanaşamayacak kadar şaşkın bir duruma gelmiş oldukları yargısına varmak, bilmem ki doğru olur mu? Telgraf memuru Hamdi Efendi sonradan Ankara’ya gelerek karargâhımız telgraf memurluğu yapmıştır. Kendisine borçlu olduğum teşekkürü, burada açıkça söylemeyi millî ve vatan görevlerinden sayarım."