Araştırma 21 KASIM 2014 / 11:35

Türkiye'de her 4 kullanıcıdan 1'i siber tehditlere inanmıyor

B2B International ve Kaspersky Lab tarafından ortaklaşa yürütülen bir araştırmaya göre, Avrupa genelinde internet kullanıcılarının %12’si, Türkiye’de ise yüzde 23’ü siber saldırıların gerçek olduğuna inanmıyor. Bu kullanıcılar, tehdit konusunun İnternet güvenlik çözümleri sağlayan şirketler tarafından abartıldığını düşünüyor. Kullanıcıların bu kayıtsızlıkları, verilerini ve sanal yaşamlarını her gün tehdit riskine karşı savunmasız bırakıyor.



İstatistiklere göre, siber tehditlerin gerçek olduğunu kabul eden kullanıcılar da bu tehditlere karşı korunmaya ihtiyaçları oldukları konusunda tamamen ikna olmuş değiller. Türkiye’den ankete katılanların yalnızca %28'si siber suçlular tarafından hedef olabileceklerine inanıyor. Ancak, gerçekte herhangi bir kullanıcının cihazı saldırganların ilgisini çekebilir. Sahibi cihazda değerli veri saklamıyor ya da çevrimiçi finansal işlemler gerçekleştirmiyor olsa bile siber suçlular, herhangi bir bilgisayarı, akıllı telefonu veya tableti spam gönderimi yapan, DDoS saldırıları gerçekleştiren ya da anlık mesajlaşma ve e-posta yoluyla kimlik avcılığı bağlantıları gönderen bir bota dönüştürerek bu cihazlardan yararlanabilir.

 Finansal kayıpların son derece olasılık dışı olduğu düşünülüyor

Türkiye’de kullanıcılarının neredeyse üçte biri (%39), çevrimiçi hesaplarının tehlikede olabileceğinden endişe etmiyor hatta bu riskten haberleri dahi yok. En önemlisi de bu durumun yalnızca sosyal ağ sitelerindeki kişisel sayfalar için değil, aynı zamanda bir kullanıcının finansal bilgilerini bir siber suçlunun eline geçmesine neden olabilecek çevrimiçi banka hesapları için de geçerli olmasıdır. Birçok kişi siber saldırılardan kaynaklanan finansal kayıpların son derece olasılık dışı olduğunu düşünüyor; katılımcıların %41'i bu kayıpların olasılığından habersiz ya da bu konuda endişe bile duymuyor. Bu kullanıcıların farkında olmadığı şey, bu tür kayıpların banka hesaplarından doğrudan para çalınması şeklinde gerçekleşmeyebileceğidir. Zararlı yazılım enfeksiyonu, bir BT uzmanından alacağınız hizmetler, yazılımı yeniden yükleme veya bir cihazın geçici olarak kullanım dışı kalması nedeniyle oluşabilecek maliyetler dahil olmak üzere öngörülemeyen bazı masraflara yol açabilir. Toplamda, cihazlarında kötü amaçlı yazılım bulunan katılımcıların %21'i bu nedenle kayıp yaşamıştır.

Anket sonuçlarına göre Türkiye’den ankete katılanların %18'i, ortak Wi-Fi ağları üzerinden gönderilen veriler siber suçlular tarafından ele geçirilebilir olduğundan bu tür ağları kullanmanın riskli olduğunun farkında değil. Kullanıcıların %27'si ise bu tehdidin farkında ancak bu konuda endişelenmelerine gerek olmadığına inanıyor. Aynı zamanda, katılımcıların %59'u ortak ağları kullanıyor ve %14'ü ortak bir ağa bağlı iken web sitelerine kimlik bilgilerini girmekten çekinmiyor. Kaspersky Lab Tüketici Ürün Yönetimi Başkanı Elena Kharchenko'ya göre; "Siber suçluların onlara bulaşmayacağını ya da ilgisini çekmeyeceklerini ve bu nedenle güvende olduklarını düşünen kişiler çevrimiçi tehditlerin doğasını anlamayan kişilerdir. Bilgisayar korsanları, genellikle belirli hedeflere odaklanmak yerine mümkün olduğunca çok sayıda kurbanı ele geçirmeyi dener. Bu nedenle interneti bir güvenlik çözümü olmadan kullanmak oldukça risklidir."