Araştırma 11 MAYIS 2015 / 10:21

Finans sektörü yeni anlamını ve misyonunu buluyor

Deloitte tarafından hazırlanan '2015 Banking Outlook' raporu, bankacılık sektörünün önceliklerinde, hedeflerinde ve doğal olarak risklerinde yaşanan değişimi ortaya koyuyor. Burada teknolojinin ise çok önemli ve belirleyici bir rolü var. 



Örneğin perakende mobil çözümlerini kurumsal müşterilere yönelik genişletmeleri bankaların sunumlarında da farklılık yaratabilir. Bu arada, yeni oyuncuların da finans sektöründeki rekabette yerini alması da bankaların büyüme fırsatları için farklı yöntemleri kullanmasını gerekli kılıyor. Araştırmaya göre, burada varlık yönetimi gibi ücret bazlı hizmetler gelir artışında öne çıkabilir.

Kredi sunumunda artış öne çıksa da, araştırmada da dikkat çekildiği gibi, bu artış kârlılığı da artıracak bir unsur değil, en azından tek başına. Bu nedenle bilanço yönetiminde daha dikkatli adımlar atmak gerekli bulunuyor. Hatta bu gereklilik, araştırmaya göre giderek daha karmaşık bir hal alacak. Yeni likidite gerekliliklerinin gerektirdiği uyumun yanında, daralan marj baskısını en aza indirmek için bankalar da düşük maliyetli fonlama imkanlarının peşine düşecek. Kârlılığı sağlıklı tutma çabaları, rapora göre, 2015 yılında satın alma ve birleşmelerin de artmasını sağlayacak. Hatta bölgesel bankaların daha aktif olması ile hem anlaşma hacimleri hem de ölçekler büyüyecek.

Veriyi analiz yeteneği, fark yaratmanın da aracı olacak

Araştırmanın da dikkat çektiği gibi, 2015 yılının ödemeler dünyasında en köklü dönüşüm dönemi olacağını söylemek abartı olmaz. Güvenlik ve kullanıcı deneyimi alanlarında gelişim, temassız ödemelerin git gide artmasını sağlayabilir. Bu da bankalar ve teknoloji şirketleri arasında ödemelerin paylaşılan sahipliği gibi yeni bir kavramı hayatımıza sokabilir. Bu arada hatırlatmadan olmaz: Bankaların rekabette ve çeşitlenen sektör şartlarında öne çıkabilmesi veri ve analitik yeteneklerine dayanıyor. Bu alanda farklı yaklaşımlara yönelik ihtiyaç da gün geçtikçe artıyor. Örneğin finans, yasal uyumluluk ve iş birimleri arasında daha güçlü ve verimli veri yönetimi ile entegrasyondan fayda elde etme eğilimi ön planda.

Paydaşların ve önceliklerin bu kadar çeşitlendiği bir ortamda kaçınılmaz olarak siber güvenlik de akıllarda en temel soru işareti ve tedirginlik faktörü olacak. Gelinen noktada sofistike saldırılar karşısında sofistike önlemler alan, bunun için yeni araçlar ve yetenekler belirleyen bazı bankalar var ve bu bankaların eğilimleri yaygınlık kazanacak. Öte yandan, risklerin çeşitlenmesi ile yönetim kurulları da siber güvenlik stratejisi oluşturulması ve işletilmesinde daha proaktif bir rol üstlenecek.

2015 önceliklerine bakış

Tüm bu önceliklere bakıldığında, 2015 yılında da kârlılığın, kaçınılmaz olarak bankaların öncelikli hedefi olduğu görülüyor. Önceki yıllara göre yaşanan değişim ışığında bankalar da stratejik konumlarını güçlendirme, rekabette varlık gösterebilme çabasında olacak. İşte bankaların 2015 yılı gündeminin öne çıkan başlıkları:

- Bilanço etkinliği

- Satın alma ve birleşme

- Büyüme

- Ödemelerin dönüşümü

- Düzenlemelere uyum ve risk yönetimi

- Veri yönetimi

- Siber güvenlik

Bilanço etkinliği: Küresel ekonomide bir toparlanma görülse de yeni likidite kısıtları bu yıl bankaların kârlılık hedeflerini zorlayacak. Bu nedenle bilanço dengesini sağlamak kaçınılmaz olarak bu yılın da gündemi. Bu gündem maddesi özellikle büyük bankalarda öne çıkıyor. Bilanço dengesi birçok açıdan bakıldığında düzenlemelerin ve farklı piyasa güçlerinin etkisi altında. Mevduat tutabilmek için bankaların müşteri ilişkileri programlarına önem vermesi gerekiyor. Bir tarafta da çapraz satış çalışmalarının çeşitlenmesi gerek. Mevduat demişken, uzun vadeli mevduat hesaplarını beraberinde getiren sunumlara da önem vermek gerek. Varlık tarafında ise yeni piyasa düzenlemelerinin 2015 yılı ile birlikte etkisini göstereceğini düşünerek portföy yönetiminde dikkatli adımlar atılmalı.

Satın alma ve birleşmeler: Deloitte araştırmasına göre, düzenlemelerin baskısı ve büyüme hedefleri satın alma ve birleşmelerin itici gücü olacak. 2014 yılında kendini gösteren satın alma ve birleşme hamleleri 2015 yılında devam edecek gibi görünüyor ve araştırmaya göre, bunun bazı temel sebepleri var: Güçlü bilançolar, uzun vadeli mevduat portföyünün artması, kredi sunumlarında atılan dikkatli adımlar, gelir büyümesi ve maliyetleri azaltan adımlar. Bu potansiyelin etkisini azaltabilecek temel unsur ise sektörel sıkı düzenlemeler olabilecek. 2015 yılında da satın alma ve birleşmelerde hareketlilik beklentisi dile getirilen araştırmada, stratejik fırsatların ise bankanın ölçeği ve her bir bankanın bilanço gücüne göre değişiklik göstereceğine işaret ediliyor. Bankaların savunmacı pozisyondan çıkarak hamleler yapmaya başlaması ile kaçınılmaz olarak satın alma ve birleşme fırsatlarını da göz önüne alacakları anlaşılıyor. Ama bankaların bu fırsatları farklı ölçütlerle incelemesi de şart. Etkinlik, büyüme potansiyeli, finansman profili, teknoloji bu açıdan ilk akla gelen kriterler.

Büyüme: Artan rekabet ortamında büyüme fırsatlarını yakalamaya çalışmak bankaların aklındaki önceki konulardan. Kredi sunumu ve para transferi gibi geleneksel bankacılık hizmetlerinde fiyatlama ve müşteri segmentasyonu öne çıkacak. Bir tarafta da finans sektörünün yeni oyuncuları da geleneksel bankacılık sistemi üzerinde baskı yaratacak. Bu yeni finans sektörü oyuncuları, KOBİ kredileri ve farklı kişisel kredi sunumları ile haklı olarak geleneksel yapıyı ürkütüyor. Bu konuda özellikle ABD pazarında birçok girişim göze çarpıyor. Burada araştırmada da dikkat çekildiği gibi, bankacılık sektörünün dışında kalmış, sisteme dahil olmamış kitleye ulaşabilmek, bunun için farklı yöntemler deneyebilmek, bunu yaparken sektörel düzenlemeleri de göz ardı etmemek gerekiyor. Bankacılık sektöründe küresel bir öncelik olmayı sürdüren büyümede, stratejiler ise bankanın ölçeği ve bankanın odağına bağlı olarak değişiyor. Müşteri analitiğine yapılacak yatırımların tüm bankaların hedefli çapraz satış stratejilerine destek olacağı bir gerçek. Hem bireysel hem kurumsal bankacılıkta dijital teknolojileri kullanarak müşteri deneyimini geliştirmek de hem müşteri ilgisi hem de işlem bazlı gelir demek.

Ödemelerin dönüşümü: Ödemeler alanında yeniliklerin tohumları aslında 2014 yılında atılmıştı. Bu konuda yeni gelişmelerin etkin olması ile 2015 yılında ödemelerin tek yetkili merkezi bankalar olmayacak, bunun yerine yeni bir modelle sektör ve teknoloji şirketleri arasında bir paylaşım yapısı ortaya çıkacak. Apple Pay'in mobil ödemelerde kullanımı ile temassız ödemelerde önemli bir büyüme beklentisi kendini gösteriyor. Temassız ödemeler zamanla diğer mobil cihazlara ve işletim sistemlerine geçecek. Ödeme deneyiminin de karttan mobil telefona geçmesi ile birlikte bankalar da kaçınılmaz olarak işlem gelirlerinde ve marka farkındalığında azalma ile karşı karşıya kalacak. Ama bir tarafta da, temassız ödemeler de biyometrinin öne çıktığı yeni nesil güvenlik adımlarını öne çıkartacak. Perakende noktalarının bu konuda yapacakları yatırımlar, daha doğrusu yatırım yapmaya ne kadar istekli oldukları da ödemelerin yönü konusunda fikir verecek. 2015 yılını ödemeler adına devrim niteliğinde bir yıl olarak değerlendiren araştırmanın da dikkat çektiği gibi, temassız ödemelerin artışı bankaların ödeme alanındaki rolünü öne çıkartabilir, ama bir taraftan da işlem geliri ve marka farkındalığı gibi konularda bankaları zora sokabilir. Cüzdanda öne çıkmak isteyen bankaların yeni yöntemler üzerinde çalışması bu nedenle gerekli bulunuyor.

Düzenlemelere uyum ve risk yönetimi: Risk yönetimini temel alan yeni düzenlemeler, şirketlerin risk yetkinlikleri ve kültürlerinde de değişimi öne çıkartıyor. Düzenleyici kurumların beklentilerinin artması ve bunlara uyumun gerekliliği karşısında banka yönetiminin de bakış açısında yeniliğe ihtiyacı olduğu görülüyor. Yani banka yönetimi spesifik süreçleri geliştirme odağını bırakmalı ve risk yönetimine, düzenlemelere uyuma ve bankanın etik kurallarına bütünüyle entegre olmanın yollarını aramalı. Bunun en önemli yöntemi banka üst yönetiminin tüm çalışanları kapsayan, tonu ciddi ve net açıklamalar yapması, kurum kimliğinde bunu öne çıkartması. Öte yandan, bankalarda rolü giderek artan risk yöneticileri de, kurumun bütününün odağı olan düzenlemelere uyum ve risk yönetimi alanlarında diğer iş birimleri ile daha yakın çalışmalı. Araştırmanın dikkat çektiği bir unsur da, risk yönetimi ve düzenlemelere uyum sorumluluklarının performans yönetim programlarına yansıtılması ve hatta çalışanların eğitiminde detaylı biçimde ele alınması.

Veri yönetimi: Deloitte araştırmasında öne çıkan beklenti bankacılık sektörünün 2015 yılında daha da kapsamlı veri dönüşümü çalışmaları yapacağı yönünde. Ön büro operasyonlarda, iş birimlerinde ve finans, risk gibi unsurları içeren fonksiyonlarda veriyi merkeze alan yetkinlikler kendini gösterecek. Veriyi paraya çevirmek de işte böyle olacak. Verinin gelirdeki etkisi bu şekilde netlik kazanınca, bankadaki veri yöneticisinin de görevleri çeşitlenecek, veri yönetimi ve veri kalitesi gibi başlıklar da veri yöneticisinin günlük iş rutininde önemli bir yere sahip olacak. Araştırmada dikkat çekildiği gibi, veri ve analitik fonksiyonu bankalarda birçok açıdan kapsamlı bir gelişim sergilerken, bankalar da proaktif bir pozisyon almalılar, sektörel düzenlemelerin baskısını bu verileri iyi kullanarak aşmayı öğrenmeliler. Bu arada, bankanın veri yetkilisi de artan sorumlulukları ışığında ön büro ekipleri ile daha sıkı ilişkiler kurmalı, onların veri varlıklarından daha yüksek değerler çıkartabilmeli. Deloitte araştırmasına göre, tüm bu yaklaşımların doğru kullanımı, sonuçta veri ve analitik başlığına liderleri ve takipçileri ortaya koyacak.

Siber güvenlik: Siber güvenlik yapılarını güçlendirmek isteyen bankalar, araştırmaya göre yeni savunmacı ve saldırgan ölçütleri biraraya getirecek, hatta bu araç kitlerini askeri ve kamu yapılardan temin edecek. Artan riskler ışığında sektör içinde ve kamu birimlerinde işbirliklerinin de artması öngörülüyor. Bu işbirlikleri, sektörü tehdit eden riskler konusunda erken farkındalık adına önemli olacak. Teknik ve yönetim bazında yeteneklerin istihdamı da her zaman olduğu gibi finans sektörünün gündemi. Özellikle askeri ve kamu odaklı iş deneyimi olan kişileri istihdam etmek için bankalar arasında yarış olacak. Öte yandan, yönetim kurullarının da çalışmalarında önceliği artık kurumlarının kırılgan noktalarını anlamaya çalışmak, ayrıca siber savunma altyapısı ve protokolü geliştirilmesi süreçlerinde aktif rol alması şart. Bir taraftan da üçüncü parti sağlayıcıları proaktif biçimde yöneterek, dışardan gelebilecek riskleri en aza indirme çabası da öne çıkacak. Bu tabloda kaynakları sınırlı olan küçük bankaların işinin zor olduğuna dikkat çekilen raporda, 2015 yılında bankaların, daha önce hiç olmadığı kadar çok kaynağı güvenliğe ayırması gerektiği üzerinde duruluyor. Tatbikatlar, uzman isimleri istihdam etmek ve ekosistemin diğer üyeleri ile işbirliğinin artması bu dönemde oldukça kritik.