Aksesuar 22 EKİM 2015 / 17:38

Plantronics BackBeat Sense inceleme

​Kulaklarınızın pasını silme zamanı geldi

Gerek kablolu, gerek kablosuz kulaklıklarda dikkat edilmesi gereken pek çok kriter var. Bunlardan en önemlileri ses kalitesi ve ergonomi. Ses kalitesi konusunda iyi iş çıkaramayan bir kulaklıkla müzik dinlerken keyif alamayabilirsiniz. Ya da ses kalitesi yüksekse bile ergonomik açıdan başarılı olmayan bir kulaklık, bir süre sonra müziği işkenceye dönüştürebiliyor. Plantronics’in BackBeat Sense kulaklığı her iki kriter için de oldukça iddialı bir ürün.

Plantronics BackBeat Sense, malzeme kalitesi yönüyle dikkat çekiyor. Metalin ve derinin yoğun bir şekilde kullanıldığı kulaklık, sağlam yapısının yanı sıra son derece rahat olmasıyla da dikkat çekiyor. Kafanın üst kısmına gelen alüminyum bölge, hemen altına çekilen serbest deri şerit ile kullanıcıya rahatlık verecek şekilde tasarlanmış. Kulak pedleri de aynı deri malzemeyle kaplanarak maksimum ergonomi elde edilmesi amaçlanmış; başarılı olmuş da diyebiliriz. 3 – 4 saat aralıksız kullanımda bile herhangi bir rahatsızlık vermiyor.

Akıllı telefonlara ve tabletlere Bluetooth ile bağlanan BackBeat Sense, ses ayarları ve şarkı geçişleri için hazırlanan tuşları sol tarafa yerleştirmiş. Sağ tarafta ise gelen aramaları cevaplayabileceğimiz ve mobil cihazların asistanlarını harekete geçirebileceğimiz (Siri vb) iri bir tuş bulunuyor. Bu tuşun üstünde aynı zamanda şarj durumunu gösteren LED ışıklar yer alıyor. Güç girişi ve tuşu da sağ tarafta konumlandırılmış kontroller arasında. Cihazı kablolu bir şekilde bağlamak için de yine sağ alt taraftaki 3.5 mm portunu kullanabiliyoruz.

Gelelim ses kalitesine…

Kulaklığın yapısı sayesinde dış sesi büyük oranda kesmeyi başaran Plantronics BackBeat Sense, sürücülerinin hem bas, hem orta, hem de tiz seslerde gösterdiği başarısıyla da göz dolduruyor. “Normal” bir şekilde, yüksek sesle müzik dinlemek için gayet ideal bir ürün olan bu kulaklık, sadece derin basları yüksek ses seviyesiyle birleştirince biraz çatlama yapabiliyor. Tabii bunu başarmak için PowerAmp gibi ekolayzır ayarına imkan sağlayan ekstra yazılımlara ihtiyaç var. Cihazların kendi müzik oynatıcılarıyla herhangi bir çatlamayla karşılaşmanız pek ses konusu değil.

Sense’in en dikkat çekici özelliklerinden biri, kulaklığı kulağımızdan çıkardığımız an sesinin kesiliyor olması. Böylece kulağımızdan çıkarıp boynumuza taktığımız kulaklıktan ses gelmemesi için telefondan müziği kapatmamıza gerek kalmıyor. Aynı şekilde tekrar kulağımıza taktığımızda da müzik devam ediyor. Ufak bir detay ama ürüne değer katıyor.

Kulaklığın sol alt kısmında yer alan bir kırmızı tuş, dış sesin mikrofon aracılığıyla olduğu gibi kulaklığa aktarılmasını sağlıyor. “E o zaman kulaklığı çıkar. Ne gereği var” diyebilirsiniz fakat ben oldukça faydalı buluyorum. Günlük hayatta insanlarla anlık olarak iletişim kurmamız gerektiğinde (örneğin minibüste parayı uzatırken) kulaklıkla boğuşmak yerine alttaki minik tuşa basıyorsunuz.
Ürünün beraberinde 3.5 mm ses ve şarj kabloları ile harika bir taşıma kılıfı geliyor. Tek şarjla 18 saat müzik çalabilen Sense, yaklaşık 2 saat gibi bir sürede şarj olabiliyor. BackBeat Sense’in tek dezavantajı ise 599 TL civarındaki fiyatı.