Etkinlik Takvimi
18 Mart 2013 @ 15:25

Profilinize kimin baktığını bilseniz ne, bilmeseniz ne?

Twitter, Facebook, Google+… Herkes “profilime kim bakmış” gibi uygulamaların peşinden koşarken, çağdaş sosyal platformlar neden bu bilgiyi ısrarla gizlemeye devam ediyor? 

Günümüzde teknolojinin gelişimine bağlı olarak gösterdiğimiz bunca uyuma karşılık, insanca bir içgüdüden hareketle birçoğumuzun aklında benzer soru dolanıyor: Acaba insanlar bizimle ve paylaştıklarımızla ne kadar ilgileniyor?

Aslında hepimiz gündelik hayatta sosyal mecralarda yer alan paylaşımlara karşı ağırlıklı olarak pasif bir ilgi gösteriyoruz. Beğendiğimiz veya paylaştığımız tek bir içeriğe karşılık okuduğumuz, üzerinden geçtiğimiz, bir şekilde farkında olduğumuz onlarca diğer paylaşım gözümüzün önünden akıp gidiyor. Bu sadece kişiler açısından değil, kurumlar ve kurumsal paylaşımlar açısından da geçerli.

Oysa birçok kişi kimlerin arka planda kendileriyle ilgilendiğini bilme konusunda tahmin edebileceğinizden çok daha fazla ilgili. Facebook gibi ortamlarda, sitenin yapısı itibariyle böyle bir şey mümkün olmadığı halde “Profilime kim bakmış” benzeri sahte uygulamalar yüz binlerce kullanıcıyı ağlarına çekiyor. Dertleri bir şekilde biriken bu kalabalıktan fayda sağlamak, başka bir şey değil.

Profilinize kimin baktığını size söyleyen ender sosyal oluşumlardan biri, aynı zamanda piyasanın en ciddi sosyal oluşumu olarak öne çıkan Linkedin. Diğer yandan, Linkedin’in profesyonelleri bir araya getirerek profesyonel dünyadaki fırsatları ve bağlantıları görünür kılmayı amaçlayan bir site olduğunu düşünürseniz yaptığı şeyin var olma amacına uygun olduğu söylenebilir.

Peki ya gün gelip de Facebook, Twitter veya Google+ “Profilinize kim bakmış” sorusunun cevabını sizinle paylaşmaya karar verseydi ne olurdu?

Öncelikle Klout’u bir hatırlamakta fayda var. Klout, kişilerin sosyal medyadaki varlığını bir takım metrik sistemlerle ölçümleyerek kimin diğerinden ‘daha sosyal’ olduğunu ortaya koymayı amaçlıyordu. Bu da Klout puanını yükseltmek için bilinçli paylaşım yapan, samimiden öte planlı paylaşımlara yüklenen “Aferin” meraklısı bir kesimin doğmasına neden olmuştu.

Facebook veya Twitter’ın benzer bir yola girmesiyle, sosyal iletişimin temeli olan samimiyetin ortadan kalkmasına ve buradan gelecek olan kişisel paylaşımların dejenerasyonuna yol açacağı endişesi hakim. Hani gerçi onlardan şu anda da bolca var ama, böyle bir adımın tek amacı daha fazla ilgi çekmek olanların miktarında önemli bir artışı beraberinde getireceği söyleniyor.

Her adımı tek tek planlanmış mesajlar, sadece beğenilmek için tasarlanmış girişler. Düşünmesi bile can sıkıcı…

Devamında ikinci görüş, insanların birbirlerinin profiline bakmak veya başkalarını takip etmek konusunda çok daha mesafeli davranmaya başlayacakları yönünde. Bunun da sosyal medya oluşumlarının özünü oluşturan keşif odaklı davranışlara önemli bir darbe vurulması anlamına geleceği söyleniyor.

Düşünsenize, profiline bakmak istediğiniz birinin bundan haberi olacağını bilseydiniz yine de bu kadar rahat olabilir miydiniz?

Sözün özü, bazen boşvermek bir erdemdir.

Gerçekten…

İlgili Haberler

Artık eskileri bırakma zamanı gelmedi mi?

Eşyaların interneti, sosyal ağlar, mobile cihazlar ve mobil yaşam şekli, yeni kuşak ödeme biçimleri ve sistemleri, yeni kuşak para birimleri ve türevleri, yeni kuşak dağıtım ve iletişim kanalları bugün...

“5651 bir olağanüstü yetki yasasıdır”

Yasa ile ilgili Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, Prof.Dr. Yaman Akdeniz ve Korsan Parti Türkiye Hareketi Sözcüsü Bilişim Hukuku Uzmanı Avukat Serhat Koç 5651 sayılı yasa ile ilgili görüşlerini açıkladı. Kamuoyunda...

Türkiye’deki yöneticilerinin yüzde 38’i NSA’i duymadı bile

Dünyayı sarsan skandalla ilgili Türkiye’deki BT yöneticilerinin önemli bir kısmının haberi dahi olmazken, yarısından fazlası NSA skandalını öğrendikten sonra “bulut bilişim” kavramına olan güvenlerini...

Değer aktarımının güçle mücadelesi

Geçtiğimiz yılın en akılda kalıcı değerlerinden biri olan Bitcoin bir sayısal para birimi mi yoksa Hawala’nın yeni bir sürümü mü? 8. yüzyıldan bu yana Çin, Hindistan, Afrika ve Ortadoğu’da sıkça...

Change.org: Dünyayı değiştirirken fişleniyor muyuz?

Dijital aktivizm akımının öncülerinden görülen change.org’un Türkiye’deki varlığı da gün geçtikçe artıyor. Peki, bu sitede politik görüşlerimizi imzalarımızla birlikte verdiğimizde gerçekten bir...