Etkinlik Takvimi
31 Ocak 2012 @ 14:00

Televizyonun geleceği – OTT hakkında bilmek istediğiniz herşey [Konuk Yazar]

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de artık TV yayıncılığı geleneksel yayıncılığın ötesine taşınıyor. Peki televizyon yayıncılığında hem içerik sağlayıcılar, hem izleyiciler açısından bu yeni dönem neye benzeyecek? Uygar Boynudelik’in analizi.

Son dönemlerde oldukça sık duymaya başladığımız yeni bir kavram var: OTT, yani Over-The-Top TV. OTT, kısaca video içeriklerin, internet üzerinden son kullanıcıların çevrimiçi cihazlarına taşınmasına deniyor.

IPTV’den farkı açık interneti kullanması, bu nedenle video kalitesi garanti altında değil. Web TV’den farkı ise bilgisayar değil TV ekranından izlenmesi.

Bu ismin kökeninin nereden geldiği tam olarak bilinemese de şöyle bir tahmin var: Dünya genelinde ücretli izleme modeli sunan Pay-TV operatörleri (bizdeki Digiturk, D-Smart gibi), internetteki video içeriklerini kendileri için bir tehdit olarak algılayıp etrafına bir duvar örmek istediler.

Over-the-top, bu duvarın üzerinden atlamak anlamına geliyor olabilir.

Diğer yandan operatörler zaman içinde internet üzerinden sunulan video içeriği, örneğin YouTube’daki kullanıcı kaynaklı içeriği veya Netflix benzeri servislerin sunduğu video içeriği son kullanıcının çevrimiçi cihazlarına aktararak sundukları tekliflerin bir tamamlayıcısı olarak konumlandırmaları gerektiğini farkettiler.

Yakın zamana kadar Pay-TV sektöründe 3 büyük oyuncu var(dı):

- İçeriği üretenler (Warner Bros gibi film stüdyoları) ve içeriği kümeleyenler (aggregators) Netflix, Hulu, BBC iPlayer vs.
- Pay-TV operatörleri (Digitürk, TTNET, BSkyB vs.)
- Donanım üreticileri (Motorola, Pace, Vestel vs.)

OTT TV’den önceki iş modellerinde operatörler içerik üreticileriyle anlaşıyor, işbirliği yaptıkları set üstü kutu (STB) üreticilerinin özel olarak geliştirdiği alıcıları abonelerine kiralama veya satış yoluyla dağıtıyor, topladığı abonelik ücretleri ve reklam gelirleriyle de çarkı döndürüyordu. OTT TV ile bu düzen artık değişti.

Dilerseniz taşları yerinden oynatan bu değişime geçmeden önce, OTT TV’nin tarihsel gelişimine bakalım.

Web üzerinde sunulan zengin video içerikleri ilk olarak PC’lerde internet tarayıcıları üzerinden izlenmeye başladı. YouTube’un liderliğini yaptığı yeni servisler, TV’lerin yayın akışından bağımsız olarak video izleme imkanı tanıdı.

Ancak bu sefer de, TV’nin karşısındaki arkaya yaslanarak rahatça TV izlemenin yerini, bilgisayar başında öne eğilerek izlemek aldı. Ayrıca evdeki en büyük ekran TV yerine, küçük dizüstü bilgisayarların ekranında TV izlemek çok da zevkli değildi. Birçok hanede PC’ler TV setine bağlandı. Ancak bu sefer de ortalıkta dolanan kablolar, klavye, fare rahatsız edici bir görüntü oluşturuyordu.

Takip eden dönemde hızla yeni ürünler ve servisler ortaya çıktı. Amerika’da çok populer olan Netflix ve Hulu gibi servisler, (ki Türkiye’deki Tivibu Web bunlara benzer bir örnektir), internet bağlantısı olan cihazlara video içeriklerini IP üzerinden aktarmaya başladılar. Böylece içerik üreticileri, yeterli internet altyapısına sahip ve gerekli donanımı olan son kullanıcılara operatörleri atlayarak doğrudan erişme, gelirlerini arttırma imkanı buldular.

Bu pay-TV sektörü için büyük bir değişiklik demekti. Operatörler, abone kayıpları yaşamaya başladılar. Çünkü OTT TV ile son kullanıcılar, gerekli donanıma sahip olduktan sonra operatöre abonelik ücreti ödemeden internetteki neredeyse sınırsız içeriğe erişebilme imkanına kavuşmuşlardı.

Bu arada bu bahsettiklerim şimdilik Türkiye pazarı için geçerli değil, Amerika için geçerli.

Sonraki sayfada: Netflix, Hulu ve BBC iPlayer servisleri ve sektöre getirdikleri yenilikler

Sayfalar: 1 2 3 4

İlgili Haberler

Artık eskileri bırakma zamanı gelmedi mi?

Eşyaların interneti, sosyal ağlar, mobile cihazlar ve mobil yaşam şekli, yeni kuşak ödeme biçimleri ve sistemleri, yeni kuşak para birimleri ve türevleri, yeni kuşak dağıtım ve iletişim kanalları bugün...

“5651 bir olağanüstü yetki yasasıdır”

Yasa ile ilgili Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, Prof.Dr. Yaman Akdeniz ve Korsan Parti Türkiye Hareketi Sözcüsü Bilişim Hukuku Uzmanı Avukat Serhat Koç 5651 sayılı yasa ile ilgili görüşlerini açıkladı. Kamuoyunda...

Türkiye’deki yöneticilerinin yüzde 38’i NSA’i duymadı bile

Dünyayı sarsan skandalla ilgili Türkiye’deki BT yöneticilerinin önemli bir kısmının haberi dahi olmazken, yarısından fazlası NSA skandalını öğrendikten sonra “bulut bilişim” kavramına olan güvenlerini...

Değer aktarımının güçle mücadelesi

Geçtiğimiz yılın en akılda kalıcı değerlerinden biri olan Bitcoin bir sayısal para birimi mi yoksa Hawala’nın yeni bir sürümü mü? 8. yüzyıldan bu yana Çin, Hindistan, Afrika ve Ortadoğu’da sıkça...

Change.org: Dünyayı değiştirirken fişleniyor muyuz?

Dijital aktivizm akımının öncülerinden görülen change.org’un Türkiye’deki varlığı da gün geçtikçe artıyor. Peki, bu sitede politik görüşlerimizi imzalarımızla birlikte verdiğimizde gerçekten bir...