İmkansızı mümkün kılan ne? [Konuk Yazar]

30 Ocak 2012 |İnterpromedya Haber Merkezi | Bilişim | Konuk Yazarlar

Eskiden beri olduğu gibi günümüzde de geleceği tahmin ettiğine inanılan uzmanlar, gurular baş tacı. Peki ya tutmayan tahminler? Neden tutmadıklarını sorgulayan var mı? Zafer Kurdakul’un yazısı.

Her yeni yıl geçişinde insanlar iki konuya odaklanır: Geçen yıl hangi önemli olaylar oldu ve yeni yılda hangi önemli olaylar bekleniyor. Basının körüklediği bu merak, daha çok gelecekle ilgilidir. Geleceği herkes merak eder. Sadece gelecek yılı değil, gelecek beş yılı, on yılı, yüz yılı…

Tarih boyu padişahların, kralların kahinlere gösterdiği ilgi, toplumun falcılara, büyücülere verdiği önem, gelecek merakının göstergeleridir. Günümüzdeyse geleceği tahmin ettiğine inanılan uzmanlar, astrologlar, gurular baş tacı.

İlginç olan ise, yapılan tahminlerle alınan sonuçların karşılaştırmasının genelde yapılmaması. Yapılsa, işin rengi belli olacak. Kahin denildiğinde akla gelen ilk isimlerden olan Nostradamus’un çıkmayan kehanetleri için yazılmış kitaplar var.

Tutmamış tahminlerin listesi uzundur ve tarihin her dönemini kapsar. Yakın dönemde sarf edilen şu cümle, sarf edenin kimliği de dikkate alındığında son derece ilginç: “Bir kadının başbakan olabilmesi için çok uzun yıllar geçecek ve o zaman ben hayatta olmayacağım.” Bunu 1969 yılında söyleyen Margaret Thatcher, tam on yıl sonra başbakan oldu ve 12 yıl bu görevi sürdürdü.

Geleceği doğru okuyamayanlara örnekler çok. Bir çarpıcı seriyi de, artık girmediği yer kalmayan bilgisayarlardan verelim:

1943 yılında dönemin IBM Yönetim Kurulu Başkanı Thomas Watson: “Dünya pazarında en fazla 5 bilgisayara yer vardır.”

1977′de efsanevi DEC’in Başkanı Ken Olson: “Bir kimsenin evinde bilgisayar istemesi için hiçbir neden görmüyorum.”

Daha yakın bir tarihte, çok tanıdık bir isim, Bill Gates: “640K bellek herkese yeterlidir.” (ed: gerçi Bill Gates bunu gerçekten söyledi mi söylemedi mi tartışmaları hala devam ediyor, bakınız link.)

Peki bu ve buna benzer tahmin ve öngörü hataları, siyasetin ve teknolojinin geleceğini okuyamamaktan mı kaynaklanıyor?

Elbette hayır. Doğru okunamayan faktör başka.

Geleceği doğru okuyamama sadece fikir önderlerinin, fütüristlerin, guruların sorunu değil. Bu zaman zaman ve giderek sıklıkla hepimiz için geçerli. Gün geçtikçe, imkansızların mümkün olduğuna daha çok şahit oluyoruz.

Bundan sadece 11 yıl önce, birisi çıkıp şöyle deseydi: “İsteyen herkesin katkıda bulunabileceği, herkesin üzerinde değişiklik yapabileceği bir dev ansiklopedi geliyor.” Buna inanacak insan bulmak çok zor olurdu. Çünkü bu durumun insan tabiatına, grup davranışına aykırı, hayalci ve gerçekleşmesi imkansız bir dilek olduğu düşünülürdü.

Oysa bugün, milyarların eriştiği, 270 dilde yayın yapan bir gerçek var. Belki de hepimiz yanıldık. Ben şimdi Wikipedia’sız yapamıyorum.

Bundan 20 yıl önce, tüm dünyanın uydudan elde edilmiş ve sokak detayına kadar inen haritalarına her isteyenin, her yerden ve hatta el kadar cep telefonlarından, hem de bedava erişebileceği iddia edilseydi, buna kaç kişi inanırdı? Bugün çevrimiçi haritası olmayan bir dünyayı düşünemiyorum.

Mecbur kalmadıkça, patron zorlamadıkça çalışmayı istemeyen, kendini düşünen, rahatı seven binlerce, onbinlerce tipik insanın boş zamanlarında, kendi istekleriyle, hiç para almadan toplu işlere, üretimlere kalkışıp, sonra da burada üretileni, geliştirileni, kurulanı her isteyenle bedava paylaşması sizce normal mi?

Linux’u, YouTube’u ve benzer yüzlercesini düşünürseniz, artık evet.

Gördüğünüz gibi, hem gelecek kestirimlerinde bulunan fikir önderlerinin, öncü kuruluşların, bilge-guru-trendsetter görüşlerinin yanılgılarına daha fazla şahit oluyoruz. Hem de sizin, benim, sokaktaki adamın olamaz dediklerinin olduğunu görüyoruz.

O zaman değişen ne? Doğru hesaplanamayan faktör ne?

Cevabı; insan ve insan davranışları.

Burada işaret edilen birey olarak insan değil, bireyin içinde yer aldığı sosyal topluluklar. Nasıl bir canlı doku, onu meydana getiren bir avuç dolusu hücreden farklıysa ve daha üst seviye yapılanma ve davranış gösteriyorsa, aynı şekilde bir sosyal yapılanma, birey insanlardan daha gelişmiş bir üst düzeydir.

Üst düzeyin yapabileceklerini onu oluşturan parçalardan, bireylerden tek tek bekleyemeyiz. Linux’u, Wikipedia’yı, YouTube’u gerçekleştiren kolektif toplumun yapabileceklerini, tek tek bireylerin yapması mümkün değildir. Kolektif toplum, bireylerinden farklı davranıyor. Daha önemlisi, bireyler kolektif toplumda farklı davranıyor.

Kolektif toplumun ortak aklına, arılara bakarak kovan aklı veya kuşlara bakarak sürü aklı diyoruz. Bunlar farklı ve üst seviye akıllar. Gökyüzünde göç eden kuş sürülerini izlemişsinizdir. Aynı anda ve hızla manevra yaparlar. Hayret ve hayranlık uyandıran, estetik bir gösteridir. Gidecekleri yeri çok iyi bilirler. Yapılan araştırmalar, bu üstün düzenin aslında çok basit kurallara dayandığını göstermiş. Örneğin: “sağ tarafındaki kuşun sol kanadının ucu ile olan mesafeni sabit tut” gibi.

Yani üst düzey demek karmaşıklık değil. Üst düzey demek sadelik, basitlik, kararlılık, birliktelik, takım oyunu demek. Bir büyük organizmanın parçası olup, onun kurallarına uymak demek. Kuş sürülerinden elde edilen bulguların, robotik çalışmalarında başarıyla kullanıldığını biliyoruz.

Toplumdaki üst yapılanmaların oluşmasında ve etkili olmasında teknolojinin yeri şüphesiz çok önemli. Sosyal medyayı mümkün kılan web’dir. GPS, internet, mobil erişim sadece işin başı. Müthiş bilgi ve iletişim buluşlarının çoğu daha yapılmadı. Tüm dünyayı, insanları birbirine bağlamak için gidilecek yol uzun. Ama hızlı bir şekilde gerçek zaman toplumuna yol aldığımız da kesin.

Teknoloji insan davranışlarını, sosyal hayatı etkiliyor. Genelde araştırmalar bu konuları ele alıyor. Ama asıl önemli olan, insan topluluklarının, sosyal ağların, kolektif aklın teknolojiyi etkilemesi ve sürecin oyuncusu haline gelmesidir.

Teknoloji çözümü, ürünü ortaya koyuyor, kolektif akıl onun nasıl kullanılacağına, ne işe yarayacağına karar veriyor. Etkileşim çift yönlü. Bu sadece teknoloji için değil iş dünyası, ekonomi, kültür, sanat ve diğer konular için de geçerlidir.

İnsan toplulukları kendilerine verilen çözüm ve ürünleri kullanan, tüketen pasif konumlarından çıkıyor.

Artık teknoloji başta olmak üzere pek çok konunun şekillenmesini, uygulama alanlarının seçimini toplum yapmaktadır. Toplum teknolojik gelişmenin ve yenilikçiliğin parçası haline gelmektedir, gelmelidir. Özellikle gençlerin bu alandaki etkisi ve katkısı giderek artmaktadır. Türkiye’nin yolu gelişmiş ülkelerden daha uzun gibi görünebilir.

Benim inancım, farkındalık sağlamanın ve imkan tanımanın yolu kısaltacağı şeklinde.

Burada özetlenen gerçeği teknoloji geliştiricisinin, üreticinin, hizmet sunanın, düzen koyucunun dikkate alması zamanı geldi. Bu gücü daha da geliştirip yanına almak ve birlikte hareket etmek akıllıca bir davranış olacaktır. Bunu yapmayanların gelecek öngörülerinde yanılmalarla ve sapmalarla karşılaşması şaşırtıcı olmayacaktır.

Ünlü İngiliz bilim kurgu yazarı ve fütürist Arthur C. Clarke şöyle diyordu: “Eğer bir gelecek öngörüsünü mantıklı buluyorsanız büyük ihtimalle yanlıştır. Çünkü gelecek mantıklı değil, fantastiktir. Eğer, gelecekten geri dönüp, tam olarak neler olacağını anlatsanız, kimse size inanmayacaktır. Çünkü gelecek çok fantastik, beklenenin ötesinde olacaktır.”

Klasik fütüristlerin açmazı burada: Geleceğe dair her mantıklı öngörü yanlış olacaktır. Her doğru öngörü ise mantıksız olacaktır. Yani her durumda da kaybeden klasik fütürist olacak.

Gelecek öngörülerinde artık yeni yöntem ve yaklaşımlar kullanılıyor. Karmaşıklaşan dünyada daha fazla etken gözlemleniyor ve dikkate alınıyor. Özellikle vatandaş, yani son kullanıcı oyunun parçası ve sonucun belirleyicisi olarak rol üstleniyor.

Çevrimiçi ve gerçek zamanlı dünyada biriken devasa veri yığınları anlık öngörüler için kullanılıyor (nowcasting, predicting the present, real time prediction). Burada elde edilen ön sonuçlar yönelimleri belirliyor. Gerçek analiz sonuçlarını almadan önce yapılabilecek işlere yarıyor.

Örneğin iş bulma aramalarının sonuçları, işsizlik konusunda anlık değişimi gösteriyor. Bir virüs konusunda hızla artan aramalar sağlık ekiplerini alarma geçiriyor.

Bir çeşit radar, sonar gibi.

Gelecek ile ilgili ahkam kesmek zorlaşıyor.

Zafer Kurdakul kimdir?

Eğitimini TED Ankara Koleji ve Bilgisayar Kontrol Mühendisliği dalında Mühendis ve Yüksek Mühendis derecelerini aldığı Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde tamamladı.

Profesyonel meslek hayatına, Hacettepe Üniversitesi Vakıf Şirketleri grubundan SİSAG’da, 1971 yılında yazılım mühendisi olarak başladı ve 1976 – 1978 yılları arasında bu şirketin Genel Müdürü olarak görev yaptı. 1978 yılında aynı grup içinde Biltek şirketini kurdu ve 1984 yılına kadar Genel Müdürlüğünü yaptı. Bu süre içinde, Türkiye’nin ilk bilgisayar üretim tesisinin kurulması sürecini yönetti.

1984 yılında, Honeywell Eltek şirketinin Genel Müdürü olarak İstanbul’a taşındı ve 1989 sonuna kadar bu görevde kaldı. 1990 yılında Interdata, 1992 yılında Internet AŞ ve 1996 yılında Neteks olmak üzere kendi şirketlerini kurdu. Bu şirketlerin Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı ve 1998’de Internet AŞ ve 2000 yılında Neteks’deki hisselerini satarak devretti.

1999 yılında İnterpro Grubu’na dahil oldu. Çeşitli üst yönetim görevleri aldı. İnterpromedya Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptı. Bilişim Zirvesi Yürütme Kurulu Başkanı olarak çalıştı. TIME-Telekom Internet Medya Eğlence konferanslarını gerçekleştirdi. Ünlü TED konferansları lisansı ile Türkiye’de ilk defa yapılan TEDxBosphorus konferansının yapımcılığını ve küratörlüğünü üstlendi.

Teknolojiden sanata uzanan uzmanlık alanı ve girişimcilikten üst düzey yöneticiliğe uzanan kariyer yolculuğu ile mühendislik mesleğini profesyonel olarak uzun yıllar sürdüren ve son yıllarda da teknolojinin sosyal hayata ve sanata olan etkileri üzerine araştırma, fikir ve yazılar üreten Kurdakul, İstanbul Digital Kültür ve Sanat Vakfı’nın da Başkanlığını yürütüyor. Vakfın ana amacı, dijital teknolojilerin kültürel yaşama etkilerini araştırmak ve sanat, bilim ve teknoloji disiplinlerini buluşturan yaratıcı çalışmaları desteklemek.

Kurdakul, Türkiye Bilişim Derneği, Türkiye Bilişim Vakfı ve Tübisad üyesidir. BThaber ve Bilgisayar dergilerinde köşe yazarlığı yapmış, çeşitli konferanslarda konuşmacı olarak yer almıştır. Dijital resim sanatı alanındaki çalışmalarını ise sürdürmektedir.

Zafer Kurdakul’un kişisel bloguna www.zaferkurdakul.org adresinden ulaşabilirsiniz.


İnterpromedya Haber Merkezi - 30 Ocak 2012
2 puanlama , siz de puan verin
Etiketler: , , , , , , , , , ,

« BTnet.com.tr anasayfasına dönmek için tıklayınız



Yorum yapın

Hakkımızda Kullanım şartları Reklam Site haritası Bize ulaşın Sitemap