“Ben senin var olma ihtimalini sevdim” [Konuk Yazar]
26 Eylül 2011 |İnterpromedya Haber Merkezi | Konuk YazarlarNeşeli, depresif, duyarlı, amaçsız, mutlu, umutsuz… Yaşama yüklediğiniz anlam veya içinde bulunduğunuz ruh hali ne olursa olsun, bugün hayatta olmanızı ne kadar küçük ihtimallere borçlu olduğunuzu biliyor musunuz? Ali Binazir’in hesapları aklınızı yerinden oynatacak.
Bundan kısa bir süre önce, Christine Mason McCaull’un düzenlediği TEDx San Fransisko konferasına katılma ayrıcalığı yaşadım. Konferansın konuşmacıları arasında eğlenceli bir kişilik olan, kendine ait bir radyo programı da bulunan yaşam koçu ve yazar Mel Robbins de vardı. Robbins, konuşması sırasında bilim insanlarının sizin “Şu anki siz” olarak doğma ihtimalinizi hesapladıklarını ve 400 trilyonda 1 gibi bir sonuca vardıklarını söylemişti.
“Ne kadar büyük bir rakam” diye düşündüm. Düşünsenize, elimde boşa çıkardığım her ihtimale karşılık bir kuruşum olsaydı bir daha ömür boyu çalışmam gerekmeyecekti.
Daha önce bu ihtimalin Budistler tarafından anlatılan farklı bir şeklini dinlemiştim. Elinizde okyanusun herhangi bir yerine atacağınız tek bir yaşam tohumu ve bu okyanusun altında yüzen tek bir kaplumbağa var. Bugün hayatta olma olasılığınız, attığınız tohumun bu okyanusta kafasını dışarı çıkarmış olan kaplumbağanın tam kafasının üzerine düşmesine denk.
Bunları düşününce ben de meraklanmaya başladım. Acaba bu rakamların gerçekte hangisi doğruydu? Hangisi daha düşük bir olasılığa karşılık geliyordu? İhtimaller abartılı mıydı, yoksa gerçekten olanın çok daha altında mı?
Öncelikle elimizdeki tohumu tek atışta okyanusun bir yerinde kafasını dışarı çıkarmış bir kaplumbağanın tam üstüne denk getirmenin ne kadar zor olabileceğini hesaplayarak başlayayım dedim. Bu düşündüğümden de kolay olacaktı.
Wolfram Alpha bilimsel arama motoruna göre, dünyadaki okyanusların toplam yüz ölçümü 3,409×108, yani 340.900.000 kilometrekareye karşılık geliyor. Diyelim ki bizim kurtarıcı kaplumbağamızın kapladığı alan da 80 santim çapında olsun. Bu durumda kaplumbağanın alanı:
3.14(0.4)2=0.5024 m2
Bu da yuvarlarsanız 0.5 metrekare eder. Eğer bir kilometrekare bir milyon metrekareye eşitse, kaplumbağanın alanını okyanusun toplam yüzey alanına bölerek ihtimali bulabiliriz. Yani:
0.5m2/3.409×108x106m2 = 1.47 x 10-15
Diğer bir deyimle 6.82×1014, yani 700 trilyonda bir.
400 trilyonda bire karşılık 700 trilyonda bir? Açıkçasını söylemek gerekirse iki tahminin birbiriyle hiç alakası olmayan kaynakları temel aldıklarını düşünürseniz iki rakam birbirine bir hayli yakın. Eski zamanların Budist rahipleriyle çağdaş araştırmacıların tahmini arasında toplasanız 2 kat bile fark yok.
Sıra geldi ikinci soruya: Bu rakam ne kadar doğru? Eğer biz en temel prensiplerden yola çıkarak ihtimalleri üst üste koysaydık nasıl bir sonuca varırdık?
Böyle elimi havada sallayıp “Cevap beş yüz bazilyon skuantilyon” gibi göz boyayan şeyler söylemek istemiyorum. Elimizde ne var bir bakıp küçük hesaplarla, adım adım yürüyelim ki gerçekten bilimsel bir şeyler yapıyormuş gibi görünelim.
Böylece işin asıl eğlenceli kısmına gelmiş olduk.
Öncelikle ebeveynlerinizin tanışma ihtimaliyle başlayalım. Eğer her ikisi de 15 yaşından 40 yaşına kadar her gün farklı cinsten bir kişiyle tanışırlarsa, bu yaklaşık 10 bin kişi eder. 20 yıl içinde de o zamanlar 4 milyar civarında olan dünya popülasyonunun 10′da biriyle, yani 400 milyonuyla bir şekilde karşılaşmış olsunlar. Bunların 200 milyonunun da karşı cinsten olduğunu düşünelim. Demek ki ebeveynlerinizin birbiriyle karşılaşma ihtimali 10 bini 200 milyona böldüğünüzde:
104/2×108= 2×10-4, veya 20 binde 1.
Yani sizin doğumunuza sebep olacak doğru erkeğin doğru kadınla tanışma ihtimali 20 binde 1.
İhtimal halen biraz büyük sayılır. O zaman devam edelim…
Diyelim ki ikili bir araya geldi, konuşma şansları 10′da 1. Bu konuşmanın ikinci bir buluşmaya dönüşme şansı yine 10′da 1. Bunun uzun süreli bir ilişkiye dönüşme şansı yine 10′da 1. Bu uzun süreli ilişkinin birlikte çocuk yapmaya kadar uzanacak ölçüde uzun bir birliktelik olması, hadi bu kez bonkör davranalım, 2′de 1.
Bu durumda anne ve babanız bir şekilde tanışsa bile bu tanışmanın sonucunda çocuğun doğması ihtimali 2 binde 1.
Yukarıdaki rakamla bunu çarparsanız 40 milyonda 1 gibi bir sonuca ulaşırsınız. Büyük, ama hala yeterince değil.
O zaman biraz da yumurta ve sperm işine girelim, çünkü onlardan herkeste bol miktarda var. Unutmayın ki sadece özel bir yumurta ve özel bir sperm size karşılık geliyor. Yoksa hiç doğmamış bir kardeşinizle yer değiştirirdiniz.
Miyoz bölünmenin doğası gereği her sperm ve yumurta genetik olarak eşsiz birer karaktere sahiptir. Olgun bir kadın ortalama 100 bin yumurtaya sahipken, bir erkek üreme yeteneğini devam ettirdiği sürece 12 trilyona yakın sperm üretir. Hadi bunların ancak 4 trilyonunun sizin doğabileceğiniz periyotlara denk geldiğini düşünelim. Yani babanızın annenizle tanışmadan önceki zamanlarını ve annenizin menopoz sonrası dönemini bu işin dışında tutalım.
Bu durumda sizi oluşturacak sperm ve yumurtanın karşı karşıya gelme olasılığı:
1/(100,000)(4 trilyon)= 1/(105)(4×1012)= 1/4 x 1017 , veya 400 katrilyonda bir.
Burada aslında sizin bir yarınızı oluşturan spermle diğer yarınızı oluşturan yumurtanın başka bir sperm veya yumurtayla işi pişirme ihtimali de var ama oralara hiç girmeyelim. Rakamlar zaten yeterince büyük.
Ama daha yeni başlıyoruz.
Sizin şu anda, bu dünyada yaşamanız başka şekilde de mümkün olamayacak bir olaylar ve tesadüfler zincirinin sonucudur. Her şeyden önce bütün atalarınızın üreme yetisine kavuşacak kadar yaşamasını gerektirir. Üstelik ilk insandan varsa tek hücreli atalarınıza kadar. Varlığınız aslında 4 milyar yıldır süregelen bir zincirin uzantısı.
Yine de biz burada fazla geriye gitmeden sadece insanlığın bilinen geçmişini baz alalım. İnsanların veya insana benzeyen ilk canlıların yaklaşık 3 milyon yaşında olduğu söylenir. Her bir neslin de ortalama 20 yıl yaşadığını düşünürseniz, bu toplamda 150 bin nesil eder.
Bütün insan varlığı boyunca doğan herhangi bir çocuğun üreme çağına gelebilecek kadar uzun süre hayatta kalma olasılığının ortalama yüzde 50 olduğunu varsayalım. Bu durumda yüzde 50 ihtimalleri üst üste koyarak, 150 bin nesil boyunca size gelen zincirin kırılmamış olmasının ihtimali nedir?
Söyleyelim: 2150.000, yani 1045.000 ihtimalde 1. Bu o kadar büyük bir rakam ki yazarken bile başımı ağrıtıyor. Bu rakam evrendeki tüm parçacıklardan daha fazla. Hatta evrendeki her parçacığın bir evren kadar büyük olduğunu varsaysanız, tüm bu evrenlerde yer alan parçacıkların sayısından da fazla.
Şimdi biraz daha düşünelim. Hatırlıyor musunuz, sizi oluşturan her bir yumurta ve sperm özeldi ve sadece özel bir yumurta ve özel bir spermin bir araya gelmesi sizin doğumunuzla sonuçlanabilirdi.
Bu durumda aynı koşul sizin atalarınız için de geçerli, aksi halde atalarınız bugün bildiğiniz atalarınız olmazdı ve siz de şimdiki siz olmazdınız. Eğer bu 150 bin neslin herhangi bir üyesinde farklı bir sperm ve yumurta bir araya gelseydi, muhtemelen siz bugün bu ekranın başında bu yazıyı okuyan kişi olmayacaktınız.
Bu da her bir atanızın sizinle sonuçlanacak zincir üzerinde doğru yeni nesle ulaşması için, tıpkı anne ve babanızdan sizi oluşturmak üzere gelen sperm ve yumurtada olduğu gibi özel bir sperm ve yumurta kombinasyonuna ihtiyaç duyduğunu ortaya koyar. Bunun 400 katrilyonda 1 olduğunu biraz önce hesaplamıştık.
Peki şartların değişmediğini varsayarsak, 150 bin nesil boyunca doğru kombinasyona ulaşmanın ihtimali nedir? Söyleyelim:
[4x1017]150,000 ≈ 102,640,000 ihtimalde 1.
Yani 10′un yanına 2 milyon 640 bin tane sıfır koyun, işte o kadarda 1.
Şimdi gerçek sonuca ulaşmak için annenizin babanızla tanışma ihtimalini, çocuklarının olma ihtimalini, 150 bin nesil boyunca her seferinde doğru spermin doğru yumurtayı bulma ihtimalini ve bu zincirin 150 bin nesil boyunca kırılmadan gelme ihtimalini bir araya getirelim:
(102,640,000)(1045,000)(2000)(20,000) = 4x 102,685,007 ≈ 102,685,000
Sizin bu dünyada, şu anda var olma ihtimaliniz: 102,685,000 ihtimalde 1.
Kıyaslama yapmak gerekirse, ortalama 80 kiloluk bir erkeğin vücudundaki atom sayısı 1027‘dir. Dünyadaki toplam atom sayısı 1050. Bilinen evrendeki atomların toplamı 1080.
Peki bu ne demek? 2 milyon kişiyi bir araya toplayın, her birinin eline üzerinde 1 trilyon farklı numara olan bir zar verin. Herkes aynı anda zarı atsın ve herkes, atıyorum kafadan 550,343,279,001 rakamını denk getirsin. Söz konusu ihtimal yaklaşık olarak buna benziyor.
Mucize, olması mümkün görünmeyen, hatta neredeyse imkansız olan şeye denir. Eğer tanım buysa, az önce varlığınızın bir mucize olduğunu kanıtladım.
Şimdi gidin ve bunu hakedin.
Ali Binazir‘in blogundan çevrilmiştir. Yazının orijinalini http://blogs.law.harvard.edu/abinazir/2011/06/15/what-are-chances-you-would-be-born adresinde bulabilirsiniz.
« BTnet.com.tr anasayfasına dönmek için tıklayınız








































































